... dışarının koşturmacası bitti. soğuktan, sağanaktan, yabancı yüzlerden kaçarcasına koştuk evlerimize. belki "sırtımızın kamburu" belki de "yalnızlığımızın kaleleri" olan evlerimize döndük. ıslanmışlığımızı kapı önünde bırakamadık paltomuzu çıkarıp astık ama yine de kurumadık içimize işlemiş, içeriye taşıdık. ısıtır bizi diye umarak çayımızı demledim. kol ucunu parmak uçlarıma kadar çektiğim hırkamla oturduk köşemize. odam, topuzum, ruhum. hepsi biraz savruk. kitabımı da aldım yanıma ama henüz bakışıyoruz sadece. çünkü akşamın siyahını üzerimize boca eden şarkılar geziniyor aramızda. çünkü çay bardağından yükselip dağılan sıcak buhar gözlerimi oyalıyor. ve çünkü ona benzeyen şeyler de zihnimi. çünkü vardı, sıcaktı. ama şimdi yok. neden yok. neden dağıldı. lütfen. temel fizik süreçlerinden bahsetmesin kimse, gerçekten kırılırım. ve neyse. rastgele karıştırıyorum kitabı, sayfa 111: "o ıssız vadide tek başına yürümek zorundasın." varoluşsal tecrit mi bu. "tamam" diyorum. "mesele büyük. mesele mühim" o sırada mikrofon başkasına geçiyor: "hüzünlü bir akşam susmuşuz durgunuz hepsi bu. "
karar verin ama. içinde debelendiğimiz şey derin mi, sıradan mı sahici mi, abartı mı ithal mı, içsel mi?
bilmiyorum. gerçekten üzgün müyüm, yoksa üzgünlüğe dair öğrendiğim estetik imgeleri mi yaşıyorum? ben burada gerçekten bir şey mi yaşıyorum, yoksa size hüzünlü bir akşam estetiği mi satıyorum?
e/y\n/ sevgili\aşk…, biz; kadim yadigâr, tuna ve nil… t\aksim görmüş bulutların altında, hürriyetleri ellerinde, avuç avuca muhibbânız biz; aydınlık kuytumuzda ikimiz biz… ki ezelden ebede birbirine akan ve ummanına hasret çeken her demde biz ikimiz, senlik ve benliksiz, \ah\
Ulaa insan ne çok hezeyana uğruyor bu acemilikten ötürü.Ne çok değersizleştirip haksızlığa uğratıyor kendini.Aklın başa geldiği yaşta dank ediyor tabi tüm bunlar..
bideböyle çaylak bi yaşam öyküsüdür acemice yaşamak erdiğini hissettiğin an çaylaklık'dan tefi eddiğin andır an ve on aslında yeni bir çaylaklık macerasıdır acemice yaşamak...
Yaşam sen ne yaparsan yap yine istediği yönde ilerlemiyor mu akan suyun yönünü nasıl değiştirebilirsin ki.. Hayatı acemice yada usta yaşamak gibi bişey olamaz bence sadece istediğin gibi yönlendirmek istersin ama bir yere kadar sana açılmayacak kapı ne yaparsan yap açılmıyor.. Senin yapacağın ustalık sadece iyi olacağını düşündüğün kapıyı açmaya çalışmaktır tabi hayat o kapıyı açarsa ustasın açmazsa acemi grubundasın...
ACEMİLERİN HATALARI HER ZAMAN AFFEDİLEBİLİR ANCAK USTALARIN ASLA.ACEMİCE YAŞAMAK BİRÇOK HATA YAPMAYI MAKUL KILAR AMA İKİNCİ BİR HATA YA İZİN VERMEZ.ÇÜNKÜ 1 NCİDEN SONRA USTA OLMUŞSUNDUR.KEŞKE HEP ACEMİ KALABİLSEK AMA HAYATIN HER DÖNEMİNDE ACEMİ OLDUĞUMUZ KONULAR MUTLAKA OLACAKTIR
tabiki acemice yaşıcaz daha önce geldikmiki profosyenel yaşıyalım ama ölünce bu hayatın profosyeneli olucaz belkide deilmi acemice yaşıyalım prafosyenelce ölelim fazla karıştırmayalım.......
... dışarının koşturmacası bitti.
soğuktan, sağanaktan, yabancı yüzlerden kaçarcasına
koştuk evlerimize.
belki "sırtımızın kamburu"
belki de "yalnızlığımızın kaleleri" olan
evlerimize döndük.
ıslanmışlığımızı kapı önünde bırakamadık
paltomuzu çıkarıp astık ama yine de kurumadık
içimize işlemiş, içeriye taşıdık.
ısıtır bizi diye umarak çayımızı demledim.
kol ucunu parmak uçlarıma kadar çektiğim hırkamla oturduk köşemize.
odam, topuzum, ruhum. hepsi biraz savruk.
kitabımı da aldım yanıma ama henüz bakışıyoruz sadece.
çünkü akşamın siyahını üzerimize boca eden şarkılar geziniyor aramızda.
çünkü çay bardağından yükselip dağılan sıcak buhar gözlerimi oyalıyor.
ve çünkü ona benzeyen şeyler de zihnimi.
çünkü vardı, sıcaktı. ama şimdi yok.
neden yok. neden dağıldı.
lütfen. temel fizik süreçlerinden bahsetmesin kimse, gerçekten kırılırım.
ve neyse.
rastgele karıştırıyorum kitabı,
sayfa 111: "o ıssız vadide tek başına yürümek zorundasın." varoluşsal tecrit mi bu.
"tamam" diyorum. "mesele büyük. mesele mühim"
o sırada mikrofon başkasına geçiyor:
"hüzünlü bir akşam
susmuşuz durgunuz
hepsi bu. "
karar verin ama.
içinde debelendiğimiz şey
derin mi, sıradan mı
sahici mi, abartı mı
ithal mı, içsel mi?
bilmiyorum.
gerçekten üzgün müyüm, yoksa üzgünlüğe dair öğrendiğim estetik imgeleri mi yaşıyorum?
ben burada gerçekten bir şey mi yaşıyorum,
yoksa size hüzünlü bir akşam estetiği mi satıyorum?
bilmiyorum.
ben
nasıl öğreneceğim bu yaşamak işini?
çay evet,
bir bardak daha çay.
oysa yaşam,
parmak izi bırakmadan
eldivenlerini çıkarıyor
maktulüne tepeden bakarak,
ve zaman durdu al işte…;
bıktık artık, usandı millet, tiksindi insanlık,
bu altı ok\a hainlik eden kemalistlerden,
ruhu sömürgecilerde rehin mütedeyyinlerden ve
genleri ipotekli devrimcilerden,
tiyanşan kaçkınlarından,
ve
bilumum kurtarıcılık konforperestlerinden…,
Yokluğunun acemisi yüreğim;
sessizlik, içimde yeni bir karanlık çizerken
her bekleyiş, yüreğime acının ilmini öğretiyor.
e/y\n/ sevgili\aşk…,
biz;
kadim yadigâr, tuna ve nil…
t\aksim görmüş bulutların altında,
hürriyetleri ellerinde,
avuç avuca muhibbânız biz;
aydınlık kuytumuzda
ikimiz biz…
ki ezelden ebede birbirine akan
ve ummanına hasret çeken her demde
biz ikimiz,
senlik ve benliksiz,
\ah\
Ulaa insan ne çok hezeyana uğruyor bu acemilikten ötürü.Ne çok değersizleştirip haksızlığa uğratıyor kendini.Aklın başa geldiği yaşta dank ediyor tabi tüm bunlar..
profesyonellikten uzak, şerhlere, tekrarlara rağmen hep unutarak, ezber yapmadan, yapamadan...
Çokta birşeyler öğrendik güya,
Her kapanan yarada
Ama unuttuk yaşadıkça
Hergün ayrı bir yara
acemice yaşamaktı, inanmalar
gerçekler bile inandırıcılığını kaybetti
senden sonra
amatör olarak ilgilenmek..
profosyenellik çok sıkıcı..
otogarda
elinde kan kırmızı gülle
beklemekti
acemice yaşamak..
maymun gözünü açtı..
yaşamak sanrı olmaktan kaçtı..
not almamak
ne yaptığını bilememek
senin gibi
bideböyle çaylak bi yaşam öyküsüdür acemice yaşamak erdiğini hissettiğin an çaylaklık'dan tefi eddiğin andır an ve on aslında yeni bir çaylaklık macerasıdır acemice yaşamak...
tecrübeyle yaşayan varsa bonservisini ödeyip bizim takıma transfer etmek isterim :))
ezbere yaşamak
Yaşam sen ne yaparsan yap yine istediği yönde ilerlemiyor mu akan suyun yönünü nasıl değiştirebilirsin ki.. Hayatı acemice yada usta yaşamak gibi bişey olamaz bence sadece istediğin gibi yönlendirmek istersin ama bir yere kadar sana açılmayacak kapı ne yaparsan yap açılmıyor.. Senin yapacağın ustalık sadece iyi olacağını düşündüğün kapıyı açmaya çalışmaktır tabi hayat o kapıyı açarsa ustasın açmazsa acemi grubundasın...
bence hepimiz halen acemiyiz bu yaşam da....
yarım yamalak yaşamak gafil hayat
hayatın anlamını bilmeden hayatın sürüklediği yöne doğru akıp giden zamanın peşinden gitmektir acemice yaşamak
bence acamice yaşamak hayattan tat almamak hayatın anlamını bilmeden yaşamak dünyada olup bitenlerden habersiz yaşamak, yaşamanın tadına varmadan yılların geçmesi kısaca...
hayattan zevk alacağın anları bilmemek.. akşam vapurunda üşürüm diye dışarı cıkamamak,yağmurda bi kez olsun ıslamamanın tadına bakmamaktır
Sadece Delilere yakışır.
ACEMİLERİN HATALARI HER ZAMAN AFFEDİLEBİLİR ANCAK USTALARIN ASLA.ACEMİCE YAŞAMAK BİRÇOK HATA YAPMAYI MAKUL KILAR AMA İKİNCİ BİR HATA YA İZİN VERMEZ.ÇÜNKÜ 1 NCİDEN SONRA USTA OLMUŞSUNDUR.KEŞKE HEP ACEMİ KALABİLSEK AMA HAYATIN HER DÖNEMİNDE ACEMİ OLDUĞUMUZ KONULAR MUTLAKA OLACAKTIR
tabiki acemice yaşıcaz daha önce geldikmiki profosyenel yaşıyalım ama ölünce bu hayatın profosyeneli olucaz belkide deilmi acemice yaşıyalım prafosyenelce ölelim fazla karıştırmayalım.......
İnançsızlık
Acemice yaşamak,hayatın değerini bilmeden,yaşamın güzelliklerinin farkına varmadan günlük yaşam akışı içinde yaşamaktır.
Hayatın değerini bilmeden,yaşamın güzelliklerinin farkına varmadan günlük yaşam akışı içinde yaşamaktır.
Hayatın değerini bilmeden,yaşamın güzelliklerinin farkına varmadan günlük yaşam akışı içinde yaşamaktır.
belki de en güzeli idi ne dersiniz? ? ?
Bir çok yazılanın aksine, her şeyi yoğun duygularla yaşamaktır.
Hayatın tadına varmak.
Her zaman öğrenci kalmak.