otuz kırk yıl önce
çay içtiğimiz barakamız vardı
Haydarpaşa’da
denizin hemen kenarında
gardan bir koşu uzaklıkta
ta Kadıköy’den yürüyerek gelirdik
göz altına alınan
bedenin değil de
gülümseyişindi sanki
suçlu olan da
yüzündeki ifade
ve insani duruşun
bu ne aymazlıktır
bu nasıl ego
kural tanımayan
başka ülke sınırlarına göz koyan
bozuk para gibi
insan harcayan
sunulsa da
dünyanın en değerli varlıkları
pahalısı
parası, pulu
yeri, yurdu
yoktur eyvallahım
yaraya tütün
yanığa macun
yüreğe taş basılırdı
onun için iyileşmez yaramız
yanar kavruluruz
yüreğe başımızı koyarız
ben seni
gerektiği kadar
protokoler
öylesine değil
var gücümle sevdim
gücümün yetmediği yerde
benimkisi
ne kahinlik
ne kehanet
öylesine
kendi halinde
masumane bir tespit
kız çocukları
oturmasına
kalkmasına, yatmasına
giysisine karışılarak
ayıplarla
günahlarla
sen olmasan da
kokun üstüme
sevdan yüreğime sindi
deligözlülüğümden belli değil mi
Nisan 2015




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!