küçükken
hangimizin rüyası değildi
kırmızı
ya da sarı vosvos
bahçeli küçük panjurlu ev
ve elinden tutup
acelem var dostlar
oyalamayın
daha yazacaklarım
ve geriye bırakacaklarım
kınamayın beni
daha içimi dökeceğim dostlar
sana üşümüşlüğümde
çeyrek kadar bile
artsa zaman
uzayan kış gecelerinde
zemheride gel sevgili
çık da gel
bir gece vakti
gözüm görmese de
gönlüm hisseder seni
sevgili yar
belli ki
inci tanesi gibi berrak
ve sakin
tek tek dökülüyordu
göz yaşları
kontrol edemiyordu
arada zincirleme
Himalaya kadar erişilmez
Mısır piramitleri
ve Sinan’ın eserleri gibi estetik
İskenderiye fenerinden fazla aydınlatan
Babil’ in asma bahçelerinden egzotik
okyanuslar kadar geniş yürekli
bu günlerde
sözleşmişçesine
dünyanın bütün dertleri
üşüşür
zayıflığıma
baraka
salaş bir kulübe
ya da balıkçı barınağında
efkar dağıtmalı
mutluluğu paylaşmalı
gecenin zifiri karanlığında tek ses
biriktirdiğim doğrularım
hayatın yanlışlarıyla karşılaştığında
kıyametler kopar içimde
Şubat 2015




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!