Yerin üstünde olduğunuz sürece, yaşamın değerini bilip bu fırsatı değerlendiriniz.
Cennet ve Cemalullahı kazanmanız için emaneten zimmetinize verilmiş olan değerli ömür sermayenizin hepsini, bırakıp gideceğiniz fani dünyanın sonucu itibariyle toprak olacak değersiz mal, aldatıcı makamlarını elde etme hırsı uğruna İSRAF etmeyiniz.
Gücünüzün yettiği kadar hatta gücünüzü birazda zorlayarak hayırlı işler peşinde olunuz.
Bitlis denen bir il var, dağların arasında,
Hasret gülleri kokar, bahçesinde bağında.
Gurbet şarkısı vardır, garipler dudağında.
Ayrılık yakar beni, Bitlis’e hasretim var.
Çocukluk yıllarımın, tadı damağımdadır,
Hayaller, hakikatlerin tarlasıdır.
Ancak ham hayaller embriyosu ölü tohumlara benzedikleri için, çürümekten kurtulamazlar.
Bir tohumun çürümesi bile, başka tohumların güçlenmesi adına yine çok şey ifade eder.
Biz gaflet yorganının karanlığında saklanıyor,
Bencilliğimizle sevgiden mahrum bıraktığımız yüreğimiz buz tutuyor ise;
Bütün dünyayı ışığı ile aydınlatan,
ısısı ile bahar mutluluğu yaşatan güneşin ne günahı var?
Gül muhabbet kokar,
Muhabbetse Muhammed.
Gül!
Ana kokar,
Bacı kokar,
Hepimiz alim, cahil, müridi ve mürşidi ile istisnasız herkesin,
İmtihan sırrından kaynaklanan, hata yapma, batıla sapma ihtimali vardır.
Farkına varmadan sırati müstakimden ayrılıp batılı hak zan etme tehlikesi vardır.
Onun için en haklı ve en isabetli bir iş yaptığımızı zannettiğimiz zamanlar bile “Allahümme erinel hakka hakkan verzuknâ ittibâ'ahu ve erinel bâtıla bâtılan verzuknâ ictinâbehu” (1) diye dua dua yana yakıla yalvarmalı.
Haddini bilmek nedir, diye sorsa yarenler.
Ehlullahın yolunda, olmak gerektir derim.
Bu dünya neden döner, sual etse yarenler,
Aşkın şarabın içmiş, sarhoş olmuştur derim.
İskender-i Zülkarneyne atfedilen bir menkıbe var.
Orduları ile doğu seferine giderken,
Uzun ve zorlu seferin yorgunluğu savaşların acımasızlığı askerlerin canını burnuna getirmiş olduğu bir hengamda;
Karanlıklı bir gecede bir vadiye gelirler.
İnsan, hırsının hasedinin,
devletler, gurur kibir ve istilacı karakterinin esiri olmaktan kurtulmadıkça;
Yine insan ben deyip gurur denen sanal kimliği ile yaratıcısına rakibane meydan okuduğu, o benlik ile kendisini hemcinslerinden üstün gördüğü, üstünlüğünü sağlama ve ıspatlama zaafının esiri olduğu;
Benim deyip misafir ve emanetçi bulunduğu mülkü gasıbane işgal ettiği ve onu sahiplenip, diğer emanetçiler ile kavgasını sürdürdüğü müddetçe hiç kimse hiçbir zaman özgür olamayacak.
Muhasebe insanı 'Men arefe nefsehü feked arefe rebbehu'
nefsini tanıyan Rabbi bilir hükmü ile hareket edendir.
Şu muhteşem kâinat içinde nazdar bir çocuk, mükerrem bir misafir ve mesul bir me-mur olduğunu bilendir.
Mahlûkatı emrine; imkân ve nimeti istifadesine sunan Rabbini tanıyandır.




-
Cahit Telkök
-
Metin Solak
-
Metin Solak
Tüm YorumlarHislerime tercüman olan bir uslup tebrikler
Efendim bu güzel hafta için çok güzel dizeler tebrikler elinize yüreğinize sağlık
Evet Necdet bey Çok doğru Tebrikler