Santraller petkimde,
Hizmet getirdi evimize.
Bin dokuz yüz ellilerde kuruldu,
Ama asla uyumadı.
Hep çalıştı, çalıştık, bir ekmek kapısı…
Nedense hep düşünüyorum.
Seni, kendimi, hayatı, güneşi, her şeyi,
Bebeğimizi, evimizi, o benzersiz suretini,
Hiç boşaltamıyorum beynimi.
Neden yalandır hayat?
Hamallar diyarından biriydi o,
Fakir bir köylü çocuğu.
Selanik de doğdu,
Bir yiğidin oğlu.
Babalar diyarında,
O kadar çok ölü gördüm ki,
Yaşayan ölüler.
Aşık oldum, şu anda.
Bende, yaşayan bir ölüyüm artık bu hayatta.
Sensizlik, ürkütüyor beni.
Gururum mu beni hayata yenik kılan?
Yoksa sana olan aşkım mı?
Aşkı tatmayanlar,
Bu kadar şaşkın mı?
İnsanın kişiliği değişmez sanırdım,
Marmara gölünde bir yat gördüm,
Yatı kalkan yapan bir at gördüm.
O zevksize, bir de kanat ördüm.
Kalp verdim, hayat verdim, aşk verdim.
Yetiremedim, yine yetmedim.
Kaderimiz, sevip de sevilmemekmiş.
Hayatta ki gayemiz, çile çekmekmiş.
Bir daha sevmem desem de,
Gönlüm, seni silememiş.
Hatırlatma, o eski günleri.
Güneşten kaçan bir sır gibisin.
Sanki ışık değse yok olacaksın.
Gölge misin?
Rüzgar mısın?
Sen nesin?
Nesin sen?
Bir yapraktı düştü yere,
Bağırınca gök yüzüne.
Pusu kurmuşlar yol üstüne.
Şehidimi getirin, şehidim şimdi nerede?
İsyanım var bugün hayata,
Taş, Toprak, Elem, keder!
Bilmem ki öteden ne haber?
Bir haber!
Bir haber getirin, Nazım Hikmetten! ! !
Taştan, Topraktan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!