Çok korkuyorum!
Rüzgar esecek, fırtına kopacak.
Şu külden yapılmış binalar,
Aşınıp yok olacak şimdi.
Kalbimde bitmeyen acı,
Sensin kalbimin ilacı,
Gelecek dedi falcı,
Ne olur gel artık deniz kızı.
Derman bulunmaz derdime,
Kapalı camlar ardından gördüm,
Yüzümün şeklini.
Yanımdakinin savrulan kafatası,
Mahsun annemin çığlığı.
Yollara boya dökülmüş,
Alır nefesi vermez kemancı,
Vurur yaya durmaz kemancı.
İnce, ince fısıldar yükselirim göklere.
İnemem bir daha, ben yeryüzüne.
Düşünürüm o yâri hâlâ,
Sokaktaki taşları saydığım gün,
Küçüktüm.
Sek sek oynadığım gün,
Çocuktum ben zaten.
Ama gittiğin gün,
Bazen şafak vakti,
Puslu bir havada,
Çiselenmektir hayat.
Tam o esnada;
Dar bir sokaktan acele geçerken,
Hayat bir sahne,
Oyuncuyuz hepimiz.
Sahnede karşılaşan,
Dağılmış, incileriz biz.
Kimi sesini yükseltmeye çalışıyor,
Yine uykusuz, bitmeyen gece.
İsmin kulağımda bir hece.
Siz hiç sevdiniz mi?
İşte size bir bilmece.
Mahşer günü ki ne mahşer,
Seni bir düğünde gördüm.
Ellerim titriyordu karşında,
Ve sevdim ben seni aslında.
Diyemedim, söyleyemedim.
İçimde bir burukluk, amansız bir acı.
Madem bu kadar güzelsin, kalbimi geri ver kalp hırsızı.
Bir avuç toprak bir bardak su.
İşte çamur, benim özümde budur.
Biraz üzüm,bir bardak şarap, bir de kumpur.
İnsanları sıcacık, tenha sokaklar, tam bir anadoludur.
Kiliseler, selçuklu eserleri,
Birde kızılırmak, Gülşehir de gün batımı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!