Gül diye kokladım genzimi yaktın
Gözlerin sevdaya tok mu sevdiğim
Bir içim su dedim Arsenik çıktın
Aşka panzehirin yok mu sevdiğim
Karanlık dünyama güneşim diye
Güzel, çirkini ben mi yarattım
Baktıran Allah Sevdiren Allah
Bir kara kaşa bende göz attım
Yaktıran Allah Sevdiren Allah
Sevgiyle sarıp dört bir yanımı
Güzelligin beni aşka salınca
Bu aşkımı sana sunmaya geldim
Kalbin kapısını aşka açınca
Kalbimden kalbine akmaya geldim
Şu kaderim bana sevgini ördü
Nice yıllar geçip, mazi olacak
Günlerin tükenip zaman duracak
Sararıp bedenin, yüzün solacak
Sende döneceksin, kuru dallara
Azrail seninde, kapın çalacak
Ne noktada aradım ne virgülde
Seni benden alan yıllara sordum
Ne dudak da aradım nede dilde
Eşkâlini çizip kullara sordum
Pencereden bakıp sabahlara dek
Bizde siyasete kalmadı güven
Yalanla, dolanla yüzsüz oldular
Onlar değil midir anaya söven
Bizi eze, eze bizsiz oldular
Kimisi türbanla oyunu alır
Beni sokmayanlar yaşasın dersen
Elbet bir gün sıra sana gelecek
Zalime göz yumar paşasın dersen
Sen sustukça sıra sana gelecek
"Susma sustukça sıra sana gelecek"
Hani hep diyorsun ya
Seni kalbimden söküp atacağım
Adını bile anmayacağım
Truva arabasına binerek,
Dörtnala koşacağım diye.
İçime bir ateş düşer aniden
Çözüm, çaresini bulamıyorum
Söküp atamadım seni sineden
Bu dünyada sensiz olamıyorum
Aşkımızı çalar binlerce beste
Ömrümü çürütüp alan dünyada
Hayatın tadı yok yaşın tadı yok
Çoğu gidip, azı kalan dünyada
Sofranın tadı yok, aşın tadı yok
İtibar kalmamış dostluğa, aşka




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!