Kalemler utandı mızraplar sustu,
Cüce gölgesine bakar sırtarır,
Topraklar titreyip tohumu kustu,
Tarih yaprağına bakar utanır.
Şafakta öterdi kukumav sustu.
Bir nefes kalıp gitsem,
Bir ıslık rüzgarlarda,
Fark eder misin bilmem,
Dağılsam saçlarında.
Kapını çalıp dursam,
Toz, kum oldum kızgın çölde savruldum,
Hamur oldum türlü elle yoğruldum,
Bir dilber ki aşkı ile kavruldum,
Kül olup da rüzgarlarda savruldum.
Yardan değil canımdan da ayrıldım,
Senden aşk dilenemem,
Yokluklara ölsem de.
Sensizliğe ölemem,
Dur gitme kalbim sende.
Sensiz mi? Düşünemem,
Gönül tam hüzün deminde,
Hatıralarda tırmanır,
Yine onun mateminde,
Musallalarda uzanır.
Ben bir gönül dağıyım,
Baktım durdum ardın sıra,
Peşin sıra düştüm zora,
Zalim felek vura vura,
Gözlerim önüme düştü.
Gönlüm gezer peşi sıra,
Zamanı geri sarsam,
Onu sineme sarsam.
O gül olsa ben bülbül,
Başı üzere konsam.
Bulut olsam yağmurdan,
Güneş maşukuna tık nefes koşar,
Felekler yarışta hedefimizde,
Ölümle evcilik oynar gider,
Karanlığa siner vesvesemizde.
Günleri ay ile sayar gider,
Yıldızları kazır gök kubbemizde,
Ne doğar ne de batar,
Emir kulu dolanır,
Ay doğmaz güneş batmaz,
Dünya ona dolanır.
Mevlana bırakıp gider,
Ey gönül gönüllere,
Mirasın olsun şiir.
Kabrinden beslenen gül,
Bülbülü yapsın şair.
Karanlığa ışık kal,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!