Boynum tutulmuş.
Bayadır bakmadım sağa sola.
Önüme bakmak, hayalimi düşürüp yere düşünceme dalmak.
Bütün dünya hatta bütün evren,
Nasıl düşer hayallerim
Düşüncemden aşağı kaybolur her şey
Sevişmek kâinatın balkonunda
Dünya yuvarlanarak
Günü güneş sarmak geceyi yıldız saçmak
Sevgiyle koklamak aşkla yemek
Bir ocak başında köz köz yanan ateşle
İki beden bir ten pişmek
Güzel kalacak
Yakacak mı istersin
Bir ocağın olsun
Bir şubat günü
Mutfağında hazırla
Bir yılı yakacağın malzemeyi
Kal Be Abi
Çan nerede her çantada çan çalıyor.
Çantada keklik.
Kekliğin göğsünde atan kalbi
Kal be abi.
Kaldım
Ufuk çizgisinde ter atıyorum
Anılarıma dalmış zaman aktarıyorum
Yaş yok ergenlik döneminde
Henüz hiçbir şey yok
Geliş gidiş hep bir iş.
Ne iş?
Menfez yapıyoruz.
Buradan yol geçecek.
Nere?
Karşı dağlara
Kalp
Dört duvar
Salonum le salon
Bir köşesi içimi geçmiş diğer köşesi dışımı
Nerede olacağım kendimdeyim
Kimse yok yalnızım
“Seni beklesem, beklesem”
(Fazıl Hüsnü Dağlarca)
Seni beklesem, beklesem
Zaman ömrümü silse, silse
Kan ve süt
Kadındır, anamız, bacımız ve de sevgilimiz
İşte kızımız
İlik bir, aynı kan ama süt dişimizde
Doğurmak dişimizde
Kaos
Karşılaşmak
Bir uzaylı bir dünyalı gibi
Her daim ilk karşılaşmalar
Rastlaşmalar




-
Naki Aydoğan
Tüm YorumlarBen bana kalırken dürüst olmak gerekirse sana ve senin gibilere kalmam ünlü olmam yok olmamla alakalıdır. Onda bunda şunda bende yok olmam onlarda var kalmam. Kim yaratır beni ve kim doğurur ikinci kez ve çok kez. hakkım var verirsem kendimi o kendiliğe o kendilik içinde kendimi tanırsam tanınırım.