şimdiden geçip gitmektedir gelecek
o müthiş yalnızlıkta
sıyrıklar eksilmez bedenden
hüznü büken örs neresinde hayatın
bir yalanı sevmiştim../ düşümde gördüğüm
tek bir sonsuz andı zamanın ötesinde
gizemli bir ödeve tutsak kılmış kendini
umut en güzel sokak../ iki ucu açık
zorunlu izine çıkarttım zalim zamanlarımı
gizlice yağmura ver yüzünü
karanfil kokularıyla işlenmiş
bir İzmir imbatında
yüreğimin sargılarını sök
ağır yaralıyım.
bir yalanı sevmiştim../ düşümde gördüğüm
tek bir sonsuz andı zamanın ötesinde
gizemli bir ödeve tutsak kılmış kendini
umut en güzel sokak../ iki ucu açık
zorunlu izine çıkarttım zalim zamanlarımı
hüküksüz say öfkemi
acının demir kıskacı göğsümde
akan kan, yırtılan yürekten gelir
hüznü konuk etmiştik yine
ayrılık masanın diğer ucundaydı
ayrılık iki dudağının arasındaydı
ki çoktan başlamıştı sonbahar rüzgarları
sensizliğe esen
duvarlara mahkum kapım
yanmasını bilmeyen kör kandil
benim kişisel tarihimdir
yüzümdeki acı öykü
yıldızlar bile üşür soluğumda
kırıldı üç kez hüzün
acıyı korkusuzca doldurdu yüreğime
hangi ışığa tutunduysam karardı
sarıldığım dalgaların rüzgarı durdu
boğulduğum kederde
içimdeki uçurumlar büyüdü
SAPLANACAK YER
bir yazgı için dökülmüş çelik
hançerin ölüm borcu yok
bıçağın ucu neyi arar
bir ses ki şaşırmış
(Alışkanlıkların tutsağı olma, eskiler tüketmesin seni, tekrarlarla yitirme zamanı, bugünü ve yarını savuşturma, gün gelir alışkanlıklarla ömrüm tükendi dersin. O gün sadece yeniye başlamak için çok geciktiğini anlarsın.)
kırmızı kurdelası yolları kesiyor
bıçak darbesinden keskin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!