Köhne bir saraydan çıktı ruhum bu gece,
Sonsuzluğa daldım, bilmediğim, sessizce,
Zaman, mekân, hesap, isyan, akıl ve şeytan,
Yalvardı, titredi ardım sıra korkudan.
Dönüşü muhal olan bu sonsuz yolculuk,
İndirdik hayatı ümitle,
Şehirlere dağlardan.
Betonlara gizledik ayak izlerini
Futbol oynadık bilgisayarda,
Sanal tezahüratlar dinledik kayıttan.
Bomboş Dünya
Bomboş dünya, dost olmayınca,
Şu boyutta ya da başka boyutta,
Yaratılmış güzelken bu kadar,
Kalbimiz, cennet arzular daim,
Ah şu dünya, şu dünya kan, ıstırap ve elem,
Üzülme mahzun olma iki günlük bu âlem.
Sabahın her fecrinde, dağlardaki kızıl ufkun,
Bulutla çizilmiş tablosuyuz umutlarla yorgun,
Yükselmekte var olmuşuz buharlaşan sularla,
İnmekteyiz gökten damlalarıyla yağmurun,
Geri dönmez sular akar, zamanla muttasıl,
Ölümle bile bitmeyecek bu orkestrada fasıl,
Karşısından bakarak geçirdi ömrünü, hep aynı dağın,
Arkasına hayaller bile kurmadan.
Güneşi tepelerden aşınca görürdü.
Doğduğu yere bir defacık varmadan.
Bir uykuyla uğurlardı günleri,
Geceleri görmeden baktıysan,
Ayın aydınlığında yumadan gözlerini,
İhtiraslarından başka bir şey yansıtmıyorsa aynalar,
Mutsuzluk çöküyorsa her akşam,
Gündüzlere emanet olmadıysan karanlıktan,
Sohbetin yoksa gecelerle,
Bütün aşklardan daha sevdalı bu şiirler,
Çınlayan sesler gibi dolaşacak evrende,
Hangi mutluluğu görseler sevinecekler,
Kahrolacaklar üzüldükçe insanlar bir yerde.
Bütün âşıklardan daha canlı bu şiirler,
Rüya desem diyemem, bir serap diyor,
Rüya insanın yaşadığını anlatan esrar,
Bu esrar yaşanan makamda bilgi demektir,
Habere dönüşmüş bilgidir tasdik edilen.
Serabım benim. Serabım; atlılar, atlılar,
Önden giden arttan giden meçhul atlılar.
Çok işleri daha olmadan anlardı.
Hiç olduğunu her şeyin, çok geç anladı.
Ellerini yokladı onun değil,
Ayakları kasılmış gözler fersizdi.
Ciğerler körüklemekten bıktı havayı.
Damarlar bir gümrükçü kesildi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!