Tenime uzanmış gözlerinde hüznün tüfenkleri
Tenim ten değil artık etten bir zehir buhurdanı
Hükmediyor gözleriyle aşk ile sevda ile…
Bu korkuda binlerce nasihat var,
bu nasihatlere tenezzül etme ey rezil şair!
Ruhuma dar ediyorlar gövdemi
Sanat en büyük dolaşım sistemidir
Heykeltıraşların ellerinden çıkanlar birer hapishane kaçkını
Yakından bakıldığında müzik büyük bir boşluktu
ya da boşlukta görünmeyen bir bütünlüktü
Eros oku yayı bırakıp bir an önce şiire başlamalı
Yapraklarını kaybeden ağaçlar için yas tutmalı şairler
Beni asmadan önce mavi gökyüzünü anlatın
O maviliklerde uçan kuşları anlatın,
süt beyazı bulutları ve rengârenk uçurtmaları...
Maviliklerde uçmayı öğretin bana
ardından yağmur gibi onurlu ölmeyi...
Temmuz ortasında lapa lapa kar yağarsa şaşırma sakın
O gün yoldan geçen arabaların önüne bir çocuk atlayacak
İnce bacaklı, zayıf, siyah saçlı, kendince cesur
Asfaltta bir cam şişe gibi parçalanmışçasına dağılacak
İşte o gün lapa lapa kar yağacak buna şaşırma sakın
Kan arsızdır, beyaz kara şarap rengini verecek o gün
Paslı bir kilit
gibi duruyorsun yüreğimde
Hiçlik ve sensizlikle ödüllendirdim
anahtarını ellerine teslim ettiğim kalbimi
Sahi kimdik biz?
Ellerimden kayarken yaşamın kalburüstü özdeyişleri
Yarım bırakılmış kasvetli maceramda
perspektifi bozuk bir bakış gibi
topraktan önce omuzlarıma gömdüm yüzümü
Asla! Tanrı görmedi acımın istismarını
Penceresine tırman kalbimin!
Köpüren kanıyla gece,
titreşen tiz sesiyle amansız gece
Geldi gelecek
İndi inecek kalbimin surlarına destursuz gerçeğim
Kanasın damarlarım
Savrulan kirpiklerinin arasından iri gözleri
bir balkon gibi dışarı uzanan çocuk
Buharlaşan ruhunla kedere teslim olma çocuk
Sen delice bir hüznü severek büyüdün
Sen bu delice kâinatla büyülendin
Senin de bu haykırışlarda emeğin var çocuk
Kalbim epeydir kaybetmiş manasını
Katlim vaciptir artık bu kâinatta
Şah damarımın fermanını kaptırmadım hainlere
Yorgunum soysuzların çoğaldığı bu evrende
Gel desem de gelemem bundan sonra kendime!
İçim okyanus kaynar, içim usulca kanımı kaynar
Ben en çok bakışlarında eğerim başımı
İçimden susuz bir göçebe sana bakar
Avuçlarımda yaralı kuşlar taşımayı senden öğrenmiş-tim
Tam sana dokunacakken, omzuna yüzümü dayamak
bir yaraya kabuk olmayı kabullenmek gibiydi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!