Sıfırın içinde kaybolan bir yabancıyım
Anlaşılmaz olan sadece sabrın bilançosu
Hayatın tek kişilik bando şefiydim
ve bir inanç hocası gibi önlüğünü yakıverdim saadetin!
Kışkırtılan soylu anılarımın, gitgide
Artık artığı bile değilken ellerimin
dudaklarımdaki korkuluklara takılır hüzün
Çok uzaktan lütfedilen sevinçlerim
her keder tünediğinde omurgalarım çatırdar
Neredesiniz! Her zerremde yaktığım saklı gülüşlerim
Kafatasımın gaz odalarında tutuşan beynim
Geriliyor hüzne doğru
yüzlerin aynasındaki korkunç buğu
Göçmen uykular, cisimsiz rüyalarda
ölümü ararken
örümcek ağlarına kapılıp kaybolur
Yıllar, ansızın intihar etti!
Gecenin koynunda bulduğum çıplak insanlar
isyankar ve utangaç
Sevinç yetim koyup da gitti bizi
Aynalara bakarak yüzleştik siluetimizle
Benim kalbim yok bu bir tesadüf müdür?
Kollarım, bacaklarım senin hatıra defterin sanki
Ömrüm hüzündü, hüzün tuhaf irsîlik sanki
Hayallerle oynardım, hâlâ oynarım içimde
Ayrı bir gezegen gibi durur
yüreğimde yaptığın devrim sanki
Hiçbir aşk mutlu bitmek zorunda değildir
gökyüzünün ağlattığı gecelerde
Utanır yıldızlar, ay saklar yüzünü
İşlediğin suçu yalnızlığıma fısılda,
Kimseler öğrenmesin,
kimseler görmesin o son öpücüğü
Bir gökyüzü gibiydi sonbahar…
Sonbahar, tüm suçlarımızdan sorumluydu
Yeşil yaprakları tek tek makyajla sarartırmışçasına
ellerimde tutan o saf aşk
Serin rüzgârı saçlarımıza çalakalem vuran aşk…
Sen, benim en büyük yalnızlığımsın
Nemli gözlerle baktığın yağmur gecelerinde
Bir başıma ezberlediğim ihanet replikleri
Tek başıma yaşattığım şehvetli hüzünler gibi
her bakışında imkânsızsın!
Bedenime bir kene gibi yapışmış masumiyet
Dışarıda lapa lapa aşk yağarken
perdelerini ört ve kalbini kapat!
Öfkeli bir cinnetin eşiğindeyim
İspatlanmış bir hezeyanın sarmalında
Son tren de kalktı öylece
son anons yapıldı, turnikeler kapandı
Boş salonda benden başka kimse kalmadı
Yüreğimi bıraktım beklediğim o sarı çizgide
Parmak uçlarımla yürüdüm koridorlardan
Çıplak anılarım gibi mahcubum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!