Yaralı bir avuçta taşınan yorgun yolcu
Hangi kadehte suskun dudaklarının izleri
Unutulmayan o sessiz sohbetlerin
Kırık şarap kadehinden taşan gözyaşların
Cinnet atakları ve yıpranmış yüzünün
mağrur gülümsemesi
Vurunuz!
Kaç mermi eder bakışlarınız
Vurunuz!
Ah, şehrimde sis vakitleri
Kaç noktamdan vurdunuz
Kaç yaramda kanlı güvercinlerim var
Sana açtığım kahve falından
kara bir deniz çıktı,
telvemden kirli bir adam çıktı
Yaralarım arasında bağlanan
en büyük kabuktun
Asitli dudaklarınla öp beni
Gözlerinden Dicle’nin kızıl suları dökülür
Bakışlarına kâkülüm düşer
Göğsüme değme, göğsüm kirlenir
göğsümde saklı kâinatın sevdası var
Gençliğim yangın yeri geleceğime
Dökülmüş hatıralarımın mürekkebi defterime
Masum bir çocuğun akıttığı gözyaşlarına
uzatıverdiğim ucuz mendiller gibi
dağıldım...
Beni öpsen dudakların kan olur!
Bu bir endişe şiiridir,her an kanayabilir
Bu bir kalbin en yalın halidir
Yazdıklarımı lisanına çevirmek için
en iyi tercümanlarla sana geliyorum
Yalnızca sende yaşıyorum
Bir organ gibi bedenimde yokluğun
Aşkın kör noktaları vardır
İnsan yeniden doğar o suçla
Orada bir küçük çocuk gibi
ağlar hayatın acımasızlığına
Kimse tutmaz elinden bir daha
Başını omzuma koydu
şiirler yazdığım kadınlardan biri
Küçük bir teselli yeterdi içindeki karanlığa
Okşadım saçlarını, sevdim yüzünü
Karşıda bir köpek bu saçmalığımızı
Parça parça bir bedenin
esrarını çözer gibi
kendi geçmişinle yüzleşmekti
tende işlediğin suç
Küflü bir yalnızlığın gölgesi altında
Kalbindeki kulisin içinde makyajını temizliyor sevgilim
Bana gelmeden öncen fiyakalı kostümlerini giyerek,
oyunlarını oynamadan önce söyleyeceği
tüm replikleri ezberliyor kalbindeki o ihtişamlı sığınakta
Sahne tozlarını yiyen amatör sevgilim!
Tek bildiğin, ezbere oynadığın hayatına alkış toplamak aslında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!