Şu yârimin nazları,
Ağartır bu saçları;
Akşamdan sabahları,
Şu yârimin nazları.
Heybesini dünyaya daldırana
Yetinmeyip elini kaldırana
Mirasta emmi dayı saldırana
Bir avuç toprak yeter demişler
Bağa, bahçe hana sığmayana
Sazım sözüm türkülerim söylenirdi
Gönül dağım dertle, aşkla dinlenirdi
Köy meydanı, oba yeri şenlenirdi
Yalnız yüreğim ilkbaharda dinlenirdi
Bereket olur, ninem toprak kokardı.
Gün geceye varsın hele
Bak nelerde gelir dile
Sen kendini bile bile
Unutursun, unutursun
Yeni doğan güne güle
Özlediğin kara toprak
Şimdi senin yarin oldu
Selamların kucak kucak
Alan bir tek dostun oldu
Şimdi dertlerinde bitti
İki söz iki hece
Hep de aynı bilmece
Dilinde gündüz gece
Senin yalanın işte
Ona buna aynı söz
Sokaklarda başıboş gezen o garip yetim
Ayda yılda bir cemalin görmekti niyetim
Yağmur gibi ağlamak olmasın diyetim
Ne suretim belli artık ne de siretim
Uykusuzluktan yine depreşti hasretim
Bahçelerde nar olur
Güzellerden yar olur
Yarinden ayrılana
Bu dünya dar olur
Yarin ince mendili
Yıkılmış, yakılmış yerimiz
Savrulmuş, silinmiş soframız
Yorgunuz, yalnızız, yangınız
Yerimiz, yurdumuz, yuvamız
Giden gitsin, gelen mi gelsin
Ayrılık demişler taze geline 11
İki yumak yüklemişler beline
Kara baht yazılmış sazın teline
Yiğidi göndermiş yaban eline




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!