Güneşten önce yola düşmesi
Berekettir yemesi içmesi
Ay gibidir gözünün gülmesi
Sokağın ihtiyar sakinleri
Sabah şerifiniz hayır ola
Dağlar dağlar garip dağlar
Sinemde suları çağlar
Ateş düştü ocak ağlar
Söyle halimi kim anlar
Soran yok ki şu halımı
Kaç sürgün yaşarım bu acılarla
Hangi şehre sığırım yağız atlarla
Hangi sinede saklanır yüreciğim
Kaç sürgün yaşarım bu acılarla
Geriye kalan bir leke, bir iz sanma
Heybesini dünyaya daldırana
Yetinmeyip elini kaldırana
Mirasta emmi dayı saldırana
Bir avuç toprak yeter demişler
Bağa, bahçe hana sığmayana
Sazım sözüm türkülerim söylenirdi
Gönül dağım dertle, aşkla dinlenirdi
Köy meydanı, oba yeri şenlenirdi
Yalnız yüreğim ilkbaharda dinlenirdi
Bereket olur, ninem toprak kokardı.
Gün geceye varsın hele
Bak nelerde gelir dile
Sen kendini bile bile
Unutursun, unutursun
Yeni doğan güne güle
Özlediğin kara toprak
Şimdi senin yarin oldu
Selamların kucak kucak
Alan bir tek dostun oldu
Şimdi dertlerinde bitti
İki söz iki hece
Hep de aynı bilmece
Dilinde gündüz gece
Senin yalanın işte
Ona buna aynı söz
Bahçelerde nar olur
Güzellerden yar olur
Yarinden ayrılana
Bu dünya dar olur
Yarin ince mendili
Ayrılık demişler taze geline 11
İki yumak yüklemişler beline
Kara baht yazılmış sazın teline
Yiğidi göndermiş yaban eline




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!