Deryası inci cevher, balıklar allı pullu
Her köşesi tarihtir , her yanı İstanbullu
Yedi tepe üstünde, saadet yolu saklı.
Eyüp Sultan mekanı, peygamber yolu güllü
Toprağı miskü amber, hoş kokulu Emirgan
Örsünde özüm divane gibi
Narına düştüm pervane gibi
Körük vurdukça aşkın içimde
Köze dönerim külhane gibi
Kahramanlar beşiği Sütçü İmam yurdu,
Aslan Beyim düşmanları külünde boğdu.
Hürriyet; Cuma şartıdır, Ulu Cami’de,
Rıdvan hocanın sesi yükselir minberde .
Sırtıma yüklediğim dertlerimi
Yoluma diken atan mertlerimi
Bol keseden atan cömertlerimi
Taşımaktan yoruldum kim ne bilsin
dostum bildiğim kardeş aynaları
Dökülmüş zülüfleri yüzüne
Sürmeler çekmiş iki gözüne
Kara gözlü yarimin sözüne
kurban olayım kurban olayım
Elinde mendili halay oynar
Kırdım sazım telini
Seni kürdün gelini
Sarsam ince belini
Seni kürdün gelini
Yaylalarda peşini
Kurtuluş harbinden kalma bir konak,
Kapısında demir, dilsiz bir tokmak.
Kilit taşlı köşede kalmış yunak,
Kurtuluş harbinden kalma bir konak.
Elinde şişe var
Yüzünde neşe var
Kapında meşe var
Benim gülüm güldür
Saçları lüledir
Biraz karaca'dır
Teni alacadır
Nazı yamacadır
Bahçemin çiçeği
Yürür adım adım
Entarisi ipekten
Kahve yapar dibekten
Yarim haber göndermiş
Oynuyorum gülmekten
İnce kemer belinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!