Beklemek ağır geliyor,
Çık artık şu yalnızlığın ardından,
Hep umut ettik,
Hep yarın dedik,
Daha Yarın olmadı mı?
Daha susacak mısın?
Gün doğacak bir gün
Saçlarımızdan ak ağaracak
Sayfalarımızı çevirirken yaşanandan yaşanacağa
İçimiz güneşten de sıcak
Bir fincan kahvelik duraklarımız
Sonra yine yollar toz, toprak
Şehir Kalabalıklaştıkça,
Büyüyor yalnızlıklar,
Hızlıca yürüyüp, gitmek istediğin
Yolların daralıyor
Duymak istediğin sesler,
Kayboluyor motorların gürültüsünde,
Hırpalandık biz, yorulduk
Çok Acılar çektik.
Saklama artık kendini benden,
Çoktan geçtik feleğin çemberinden,
Kendimi Kurtardım artık,
umutsuzluğun pençesinden.
Göz göre göre gidiyor,
Gözün alamadığı uzaklara,
Hırpalanıyor,
Parça parça dökülüyor sonra,
Tutuşuyor önce,
Sonra tutuşturuyor bütün ömrümü,
Haylaz dalgaların açığa çektiği sal gibi,
Hayat mutluluğu çekiyor sanki uzaklara...
Peşinde koşmak beyhude,
Huzur yetiyor insana bir vakitten sonra..
Bir fincan kahvede kalmış hatırlar,
Her içtiğinde insan, inan kokusunu bile hatırlar...
Bir kenara ittiniz,
Bulamadınız sonra yitirdiniz,
Sustunuz,
Susturdunuz tüm varlığı yankı beklediniz,
Çıktınız
Ağır aksak adımlarla sonra koştunuz
Bir tarafından sarılmışız işte hayata,
Diğer yanımız küs,
Boşluğu tamamlamak adına yaşıyoruz Dünyada.
Bir Akdeniz akşamının,
Mavi gözleriyiz kimi zaman,
Kül renginde bir kedinin
Yıllarca Peşinden koştum,
Bir gül bahçesinde...
Yoruldu martılarım
Ufkumun denizlerinde
Ve açıklarda aradığımı
Zaman sana da bu kadar hızlı geçiyor mu acaba?
Acımasız davranıyor mu sana da, aynı zamanda?
Eski bir ezgiye Kulak veriyor gibiyim,
Senin bu suskunluğunda,
Konuşsana.....
İlk cümlen aklıma geldi şimdi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!