Zaman aynı zaman değişen insanlar
Gözler hüzün teknesinde ufka bakar
Yalnız değilsin, bulutlar üstünden akar
Karanlık yalnızlığın kendisidir
Sular berrak güneş sarı
Sabrın ne rengi ne de sonu var
Konuşma sırası sende sen konuş!
Dilim lal olsun
Ben susacağım herkesin olur olmaz konuştuğu bu dünyada
adını masmavi gökyüzüne yazmak istedim
yazamadım, dar geldi sığdıramadım
ama beynime kazıyıp
seni, küçücük yüreğime kocaman aşkla sığdırdım
karanlıktan korkardım
zeytin karası boncuk gözlerine sığındım
yolum
benim yolum
çıkmaz sevda yolu
içim hasret, özlem dolu
senin için aştım onca engebeli yolu
gittim uzaklara, bilmediğim şehirleri dolaştım
Doğum sancısı çeken duygularımın sesi çıkmıyor …………Gamze
Bağıramıyorum avaz-avaz
Sevgi sıkışıp kalıyor dört duvar arasında
İçime atıp maziye gömüyorum her şeyi
Şaşkınlıklarımı yüklüyorum kelimeler üzerine
Aşk elimden kayıp gidecek biliyorum,
Sol yanım çok acıyor be sevgili
Ne oldu bize?
Zaman boşa mı geçmiş
Emeklerim ziyan mıydı?
Sevgi yoksulu seni!
Sevmek…
Ne kadar çok seversen sev…
Bazen sevmek
Hoşça kal diyebilmektir.
Sevgiliyi
U/mutluyum
Bilirsin, karanlıktan korktum her zaman
Yalnızlık yaradana mahsustur diyerek
Korkmadım yalnızlıktan, çünkü yalnız değildim sığındım o’na…
Geceleri, sokakların kuytu köşelerinde yürürüm…
Sen yağmur altında hiç ıslandın mı yürürken
Yağmurda ıslanmayan sevmeyi de bilmez
İşte bundandır benim gibi sırılsıklam aşık olmayışın
Yıllarca rüzgâra boyun eğmekten dalları yorulmuştu
Koca çınarın.
Soğuktu ekimin elleri
Soğuktu ekimin yüzü.
Gölgesine sığınan kırık kalplere cömert değildi.
Eskisi gibi kucaklamıyordu göçmen kuşlarını.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!