Bugün takvimler neşeyle çalıyor kapımı,
Hem ömrümün yeni eşi, hem aşkın günü bugün.
Ruhumda hissediyorum sevdanın yapısını,
İki bayram birleşti, sanki en mutlu düğün.
"Aşkım, şimdiden kutlu olsun" dedin ya o an,
Bugün yine adın düştü dillere,
Sanki bir ok saplandı o an yere.
Kapıya bakakaldım, dondum öylece;
Sığındım sustuğum ıssız kederlere.
Söyleyemem adını, dilim mühürlü,
Adam:
Bugün yine ismin düştü dillere,
Dondum kaldım, bakamadım yollara.
Gözyaşım karıştı gizli sellere,
Seni anlatmaya yetmiyor kelam.
Q
Bu hayatın bir yakası diken, bir yakası gül,
Ne zaman diksem iğnemi, kanar bu gönül.
Gerdikçe gerdikçe ipliği, uzamadı ömür,
Bir yanımız eksik kaldı, bir yanımız yırtık çul.
Kırk düğüm attık belki, çözülsün diye,
Bulamadım dünyada gönüle mekân,
Nerde bir gül bitse etrafı diken.
Bir sığınak aradım hep köşe bucak,
Yorgun düşen yüreğim, atesten sıcak.
Gözlerim arıyor bir nebze huzur,
Benden usul usul gidiyorsun.
Yılın son ayında, son haftasında
Ve zamanın son saatlerinde gidiyorsun.
Ne bu sana dair şiirler engelleyecek gitmeni
Ne de herkeslerden gizlediğim sevgim.
Küçük küçük adımlarla ve çaktırmadan gidiyorsun
Çilesini çekmediğin davanın,
" Delisiyim " deme,
Yemezler...
Bedelini ödemediğin sevdanın,
Türküsünü söyleme,
Dinlemezler....
Bu ömrü, bir kapı önü sanmıştım, han gibi açık;
Her giren, bir selamla geldi, sandım ki misafirlik.
Oysa her vedası, ardında bıraktı bir çatlak, bir boşluk,
Ruhum artık, sökülmüş bir kumaş, dikişsiz, yamalı.
İlki geldi, en parlak umudumu aldı, sevda diye,
Gümüş bir tül gibi indi minare
Gönül kapısını açtık bu seher
Dertli gönül buldu derdine çare
Rahmet deryasına daldık bu seher
Gönüller sükûnet bulsun bu ayda
Yorgun bir nefes gibi, çürüyen yaprakta son damla,
Sessiz bir yankıyım, bir kayboluşun girdabında,
Yazmayı bıraktım, kalemi kırdım, mürekkebi kuruttum,
Şiirler eskidi, defterler tozlu, ruhuma ilhamımı uyuttum...
Gözlerimde donuk bir bakış, her satırda bir çığlık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!