Gecenin perdesi indi usulca, ay saklı,
Yine aynı hüzün, aynı sızı yüreğimde.
Yeminler zinciriyle bağlı, gönlüm yasaklı,
Sonsuzluk kadar uzak, sensiz seneler kahırlı...
Kalbimin duvarları yüksek, gölgeler içinde,
Ne tenin hevesi, ne sözün seli,
Ne de uykusuzluk aşkın bedeli.
Aşk; ruhun ruhuyla buluşan eli,
Her gün yeniden dert seçmektir yar.
Sert rüzgar esse de dalların kopsa,
Sevgi, çok acaip bir şeydir
Çirkin beden güzel olur,
Az olanı artırır çok eder
Fakir gönlü zengin yapar
Yarım kalan yanı tamamlar.
Kalbe sevgi eken sen Allah'tır
Nedir bu telaş?
Parmak uçların neden titrek?
Koşuyorsun, koşuyorsun...
Ama arkanda bıraktığın her kapı
sadece bir gölge,
bir yarım nefes.
Ne vakit doğarsa aşk,
Tam da o vakittir.
Beklenmedik bir anda,
Bir düş, bir dokunuşla.
Bir bakışta,
Her mevsimin sonunda,
Ne vakit gülsen, gökyüzü değişir sanki.
Ne vakit sussan, şehrin tüm sesleri susar.
Sen gelsen, güneş bile utanır o an doğmaktan,
Sen gitsen, avuçlarımda bir fırtına kopar.
Şimdi bu yağmur, senindir sanırım.
Ne yana baksam, gölgesi düşer söze,
Güzelliğin, her şeyi gölgede bırakmış yine.
Sanki evren, sana hayran kalmış da bize,
İlahi bir ışık oyunu gibisin, eşi yok emsalsiz.
Bildiğinden daha güçlü bir ruh taşırsın sen,
Ne yana baksam sensizlik, dindiremedim bu ağır sancıyı,
Öyle işlemişsin ki kalbe; sildim sarayı, kovdum hancıyı.
Bir sarmaşık misali sardın, ruhumdaki her bir uçtayı,
Söküp atmak ne mümkün; can kırıkları kesti elimi.
Q
İçimde dinmeyen fırtına, ne yapsam seni susturamıyorum,
Parmaklıklar arasından Zoraki sızıyordu güneş
Bende işkenceden kalma bir yorgunluk
ve yenisine hazırlanmak için bir telaş.
Bir mahkum dalmış
Sessiz hareketsiz
Nefes bile almadan
Ne yapsam nafile, bu yük çok ağır,
Bir enkaz altındayım, dünya sağır.
Gölgeler içinde yitirdim günü,
Bu yıkık şehirden çıkmam çok ağır.
Öyle işlemişsin ki her hücreme,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!