Her derdi sırtıma vurdum da geldim,
Bir ömür peşinden koştum yoruldum.
Ben sana canımı sadaka verdim,
Hiç beklemediğim yerden vuruldum.
Gönlümü bağladım vefa bağına,
Kar oldun yağdın şu gençlik çağına.
Hasretin en mahzun, en dik dağına,
Umutlar ekerken yandım duruldum.
Zehirli okların deldi sinemi,
Silerim sanmıştım gözdeki nemi.
Batarken ruhumun eşsiz gemisi,
Sessizce kıyıya vuran çâreydim.
Hangi suçun kefareti bu ceza?
İçimde bir sızı, bitmiyor eza.
Bu kaçıncı tövbe, kaçıncı kaza?
Hicran ateşinde yandım kavruldum.
Yüzüme gülenler arkamdan vurdu,
Herkes bir köşede pusular kurdu.
Şu garip gönlümün bitmedi derdi,
Kendi ateşimde yandım savruldum.
Gözümün nuruydun, gönlümün varı,
Ömrüme ektiler sonsuz kederi.
Bitmedi kalbimin ahı, firarı,
Gurbet ellerinde toza karıldım.
Hayaller kurarken yarınlar için,
Sormun mu kendine bu nefret niçin?
Eriyip biterken için ve için,
Kadere boynumu büküp de geldim.
Başa çıkıyordum dertle, çileyle,
Yıkıldım ansızın binbir hileyle.
Dost bildiğim o en keskin dille,
Kalbimde onulmaz yara sağaldım.
"Hak etmedim" hissi hançerdir şimdi,
Bu sessiz çığlığı duyanlar kimdi?
Gönlümün sarayı yerle bir oldu,
Yıkılan enkazın altında kaldım.
Garip Murat der ki; biter mi yazı?
Alnıma kazınmış bitmeyen sızı.
Gözümde tütse de baharı, yazı,
Hakkımı mahşere bırakıp geldim.
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 16:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!