Şu fani dünyada gönül pirine
Sevdamı hummalı sayan birine
Değil yüzü gözü sözü şirine
Bir dikene bile dal olamadım
Yangınlardan bağım bahçem olmuş kül
Bir düşünce bin kelepçe
Prangalar cilası
Garip ömrüm böyle geçti
Hep böyle
Oldum olası
Sanma ki hep öyle geçer günlerin
Senin de gözlerin dolacak bir gün
Bağına bahçene bakıp aldanma
Senin de güllerin solacak bir gün
Her zaman gülmez ya kader bahtına
Ben sevdikçe candan seni
Yerle yeksan ettin beni
Nettin sevgi terbiyeni
Bir daha yar demem sana
Yetti artık sözün şartın
Belki olur, yol meyil ya
Bir daha sına bir daha
Dünyanın sonu değil ya
Bir daha sına bir daha
Özürden sayıp amayı
Bir dert var ki yüreğimi kum gibi eler
Sızısı iç titrettikçe acısı deler
Yarın neler gelir yarın kim bilir neler
Bir dahası olmaz belki görüşmemizin
Şuracıkta uzanarak boyun boyuna
Bir zamanlar gelipte bu aşkın kara rengi
Az mı sormuştun bana soy adın mı, adın mı
Bilmez misin sultanım her derdin var bir rengi
Bunca zamandan sonra beni tanımadın mı
Unutma ki sevdiğim ben bendeki bu aşkla
Ben Kapıyı Kaparım
Senin niyetin beni
Bırakıp gitmek midir
Seni böyle seveni
Yerlebir etmek midir
Hala bana derler ki, neden dert yanıyorsun
Sendeki o dertleri, dert midir sanıyorsun
Sen söyle sen mademki, ellere kanıyorsun
Hangi çiçek solmuştur ömründe benim kadar
Demir bile bir umut, yaşatırken pasında
Olsan bile ha sütbeyaz ha kara
Gözün gönlün hasret kalır bahara
Her bez ile sarılmaz ki her yara
Benim harcım sana göre değildir
Nasıl alsın ikimizi bu lügat




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!