Doğduğuma pişman ettin sen beni
Lanet olsun sana hayat bin lanet
Söyle şimdi ne yapayım ben seni
Lanet olsun sana hayat bin lanet
Hısım mısın hasım mısın yancı mı
Geçilmeyen dağa döndüm
Dertlerimi sara sara
Hasretiyle yandım söndüm
Lanet olsun yarınlara
Kâr etmiyor hiç bir resim
Dün yolda yürürken elini tutan
O da kimdi öğle, utan be utan
Önce söz verip te sonra unutan
Lanet olsun senin güzelliğine
Senmişsin demek ki sevgime tırpan
Ne düş kaldı nede rüya
Yaşıyorum bende güya
Karıştıkça sele suya
Batıyorum kuzu kuzu
Çırpınıyor nabzım beşte
Bir mendil rüzgârıyla
Bir damla gözyaşında
Ne güller büyütmüştüm
Ben ne güller halbuki
Sevinç nidalarımla
Yüce dağlar başında
Deli gönül neden boşa yanarsın
Niçin bitmiş hayallere kanarsın
Hala beni yaşıyor mu sanarsın
Kuru dalda yeşil yaprak olur mu
Yere düşmüş, görmez misin can vidan
Yağmur yağıyor,şimşekler çakıyor du,
Gecenin zifiri karanlığında ve bir ağacın
Daldasında yaktığım ateşin ıslak küllerine bakarken,
Yaralı bir ceylan misali sığınmış gibiydim
Sessizliğine ormanın.
Gözyaşlarımı karıştırırken doğanın sağanağına
Koskocaman volkanken kaynayan aşkın ile
Bir an da kül olacak köze çevirdin beni
Söylemek için hemen, içimden geçse bile
Dilimde kaybolacak söze çevirdin beni
Kim demiş ki ay doğar kızıl güneş batmadan
Söyle n olur söyle neden vurursun
Zavallı yüreğim sevdikçe seni
Ha bre tetiğe basar durursun
Kurşun yuvası mı sandın sen beni
Görmez mi gözlerin her tarafım kan
Hani senin sözün sözdü
Her kelimen hastı, özdü
Yüzün alev, gönlün közdü
Kül olmuşsun haberin yok
Döner gibi buğday una




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!