Bir elime saçın değmeli
diğerine ise yanağın,
Böyle daha iyi anlaşılıyor,
Tenin ve sıcaklığın.
Biliyorum
aslında yanan dudağın,
Yine kar havası
buz gibi
adeta kesiyor,
bir kadeh kanyak
bir fincan kahve
eminim ki
Yağmur damlaları;
Kimi
bir kurşun gibi yüreğimi deliyor,
Kimi
saçımı okşayıp tenimi öpüyor...
Geceleri kafayı çektikten sonra sen,
Gündüzleri ise siz diyorsun.
En iyisi ikisini bir araya getir de
Sensiz kalayım emi...
Bir zamanlar bahçeli evimizde
Kuyu açmaya çalışıyorduk,
Ellerimizde kazma ve kürek
Vuruyorduk vuruyorduk,
Ufacık elim terlemiş ve nasırları da kızarmıştı.
Telaşlanmıştık
Yaz gelince
“Aşkımı yazdım “ diyorsun,
Kış gelince ise
“Aşkıma kış kış” diyorsun...
Gözlerine bakarak uyumak istiyorum,
masal anlat bana gözlerinle diye fısıldıyor.
Yıllarca geceleri masallar anlattım,
kelimesiz, noktasız ve virgülsüz.
Masallar bir türlü bitmezdi,
hepsinin sonları içimde kaldı.
Erken saatler
göğün yarısı kızıl ve pembe
diğeri masmavi.
Yaprak kıpırdamıyor cinsinden
Hafiften bir esinti,
Boğazdan ne bir şey geçiyor
Ne zaman bu kumsala insem
Sende gönlüme girer
Usumu teslim alırdın.
Uzun bir zaman kumsala inemedim
Bu nedenle korkudan,
Ta üç gün öncesine kadar.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!