Siyah ruhumu aydınlatıyor,
Beyaz gözlerimi.
Kırmızı hız veriyor, durmanın tersine
ve bir elma yanak geliyor
Gözlerimin önüne.
Salkım saçak mor üzümler,
Kopan düğmelerim
Masanın altına yuvarlanırken
Birden büyümeye başladı,
ve büyüdü büyüdü,
Bir araba tekeri kadar oldu.
Dolaşmaya başladım tek tekerin üzerinde
İstanbul da deniz kenarında
Küçük bir kahvede
İki sevgili karşılıklı oturmuş
çay içiyorlardı.
Adam dibindeki
Gül, gülü yollarsa,
O gül de yolda solarsa,
Solan gülleri alır
Koynumda saklarım,
Daha yeşil daha kırmızı yaparım.
Sen Gülsün, ben yer
Dün gece
Bir kadın gördüm
Çalıların arasında,
Kanayan yumuşacık
Elini tuttum kaldırdım.
Bebek kadar Bebek’te
Bebek gibi güzel bir bebekle,
Dalmışız yakamozlara
Kalmışız elele.
Kandilli’den Bebek’e vuran kızıllığın
mahsun bakışlarına,
Korkuluklara dayanmış Boğazı seyrediyordu
Bende dolgun gölgesini,
Yakamozlar gözümü alıyor dedi
Bende, gölgendeki beyaz tenin dedim.
Gölgesinin azdığında çıkardığı ses
Tepemden geçen martılarınkiyle karıştı,
Aklında ki güzellikleri
aradım durdum,
Hep kaşım
gözüm deyip durdun,
Değme güzellere taş çıkartırsın
Bu nedenle taştan yapılmış
İnsan kendini bu kadar kötüler mi gerçek olmasa,
Gerçek her zaman iyidir insan olmasa,
Bakma sen düşünce ile düşüncesizlik arasına,
Galiba birşey düştü kafama.
08 Mart 2011 - 10.24
Başım belada beklemekten
Ne kadar sürdüğünü
Ne beklediğimi bilmeden
Beklemek;
Başım belada beklemekten
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!