Muharrem Akman Şiirleri - Şair Muharrem ...

Muharrem Akman

Bakma şimdi öyle çocuk
Yılbır yılbır sevmelerimize
El üstünde tutmalarımıza
Her fırsatta yanında olmak istediğimize
Gülüşünün bakışının konuşmalarının
Yüreğimizi erittiğine.

Devamını Oku
Muharrem Akman

BANA BİR ŞEY OLMAZ
Grizu 263

İrfan usta okey taşlarının dağıtm aralığında kimseye bir şey söylemeden masadan kalkıp gitti. Ustalığı maden ocaklarında çalışan işçilerin çalıştığı branşta sınav ile kazanılan bir unvandı. Daha işe gireli 2 yıl olmadan domuzdamı ustası olmuş yanına da amele olarak işe beraber girdikleri Haşim arkadaşını verilince bir takım oluşturmuşlardı. Her kömür üretim kartiyesinin Kırk, Elli hatta daha fazla ekibi vardı. Herkes onu kahvenin hemen bitişiğindeki WC ye gitti zannetti. Çok geçmeden elinde giymiş olduğu mont üzerinde yeni bir deri mont giyinmiş olarak geri geldi. Masanın üzerindeki kendine ait iskambil kağıtlarını alıp dizmeye başladı. Arkadaşları söz birliği etmişcesine monnttan hiç söz etmedi.
Bu sessizlik hem ayakkabı hem arasıra ayakkabıdan başka değişik ürünler okul çantası ve mont v.s satan ayakkabıcı Bayram yanlarına gelip kulağına bir şey söyleyene kadar sürdü. İrfan Usta "ya bana ne senin alacağın vereceğinden" diyerek tatlı sert çıkışarak onu gönderdi. . Bayram gidince ona tıpkı masadan bir şey söylemeden kalktığı gibi dükkanda asılı montlardan bir montu giyip geldim dedi. Ayakkabıcı bayramın yeni getirdiği montlar satılmaya başlamış bir kaç arkadaşının üzerinde görmüş. Arkadaşlarının üzerindeki montlar hoşuna gitmiş olacak tükenmeden bir montta kendime aldım dedi. Bu küçük belde maden işçilerinin yoğun olarak yaşadığı bir yerdi. Maden işçileri Yirmi'ye yakın irili ufaklı günümüz AVM lerin atası sayılan küçük bakkallardan yaptığı her türlü alışveriş, çoğu kez deftere (Kara kaplı defter de denirdi) yazdırılırdı. Lokontalarda yenilen yemek, içilen rakı, bakkaldan kuru kumanya, giyim giysi, marangozdan tel dolap, sofra, masa, sandalye, tekel bayiden sigara bira, paran bittiğinde alışveriş yaptığın dükkandan harçlık için para vs.
Hep ay sonu ödenecek maaşlarda verilmek üzere deftere yazdırılır ay başı maaş alındığında borçların tamamı, paran yetmez ise bir miktarı ödenirdi. Borcunun tamamını ödesen bile bile veresiye defterinde ismin silinmez esnaf borç yekününde küçük bir bakiye bırakırdı. Bir veresiye defterinde 1000 1500 müşteri kayıtı olduğunu söyleyen vardı. Ezelden beri çark böyle dönüyordu. Bir tırnak makası 4 ekmek 2 kg zeytin 2 kg domates 1 AEG buzdolabı Bir TV'nin tutarı, veresiye defterinin bir yaprağına alt alta yazılıp ay sonu yekün tutara toplanıyordu. Kimsenin de borcunu üç taksit beş taksitte ödenecek dendiğide yoktu. İrfan Usta'nın oyunda ki rakiplerinden birisinin çocuğu gelip babasına eve gelmesini söyleyip boş olan sandalyeye oturdu. Oyunun bitmesine az kaldığından oyunu bitene kadar bekledi. Parti İrfan Usta ve arkadaşında kalmıştı.

Devamını Oku
Muharrem Akman

Barış Manço'ya

On puan, on puan küçük yüreklere kondurulan
Barış elçisi, örf adet emekçisi Manço'dan
Güven aşılanıp herkesin eşit olduğuna inanan
Çocuklar hepimizin geleceğidir biliyordu çoktan..

Devamını Oku
Muharrem Akman

BAKARKEN AZİZ ŞEHRİNE

Rüştü Onur'un Muzaffer Tayyip'in
Kan kustuğu hastanedeyim
Hangi koğuşun penceresinden
Gözlediler İstanbul gemisini

Devamını Oku
Muharrem Akman

Bakar uzaklara

Sanırsınki keşfedecek dünyayı yeniden
Öylece kalmış yol ortasında bilgece
Duruşu duruş değil bakışı bakış
Uzak bir yerlerde demirlemiş kendini

Devamını Oku
Muharrem Akman

Bakıyor bak
Buradayım dercesine
Yitirmeden umutlarını
Son virajdan dönmeseydi gelenler
Sahanda yumurta bir tabak yoğurt
Domates biber salata

Devamını Oku
Muharrem Akman

ASSAM DALLARINDAN

Assam ağaçlarını güneşe her birini yapraklarından
Yapıştırıp takvim yapraklarını gerisin geriye
Mucize vuku bulup yerleşse herkes yerli yerine
Pay olsa emek, alın teri, ellerde nasır köyümde...

Devamını Oku
Muharrem Akman

ATEŞE YÜRÜYENLER

Kalır mı birşey geriye
Yokluk yok olunca
Bu ateşe yürüyenlerin türküsü
Sarılmış simsiyah bedenleri

Devamını Oku
Muharrem Akman

Köyümüz kasabadan merkez mahalleye 14 km mahallemize 18 km mesafededir kasabaya pazar kurulduğu günler önceleri traktör römorku sonraları As 600 BMC Ford gibi kamyonlar ile gidip gelirdik,kamyon kasaları hınca hınç dolu olduğundan kamyon kasasının kenarlarında yer bulduğumuz zaman kendimizi şanslı hissederdik. Kamyonlar ancak merkez mahallesine kadar gelir biz 4 ,km yi yürüyüp kamyonlara binebilirdik eğer yağmur yağarsa bu ,4 km yolun üzerine 2 km den fazladan yol yürümek
zorunda kalırdık yavaş yavaş yollar düzelmeye başlayınca köyümüzden madende çalışanlar dan bazıları ve almanya-da işçi olarak çalışan işçilerimiz çocuklarına pikap almışlardı iki adet de köyümüzden JEP sahibi olan vardı,yeni alınan pikap tabir ettiğimiz aracın bir tanesini madende çalışan genç bir madenci almıştı hem madende çalışıyor boş gruplarında köyden kasabaya yolcu çekiyor ek gelir elde ediyordu ama borçtan harçtan da kurtulduğu yoktu kasabanın pazarı olduğu bir gün köyden kasabaya getirdiği yolcuları tekrar köye getirecek getirmesine ama bir kişi fazladan yolcu alırım diye ağırdan alıyor, buna karşılık yine madenci olan babası köye bir an önce gitmek için acele ediyor oğlu ise geç gitmeye kafayı koymuş elinden geldiğince sağda solda oyalanıp babasından uzak durmaya çalışıyor akşam olduktan hemen sonra yola çıkmışar dolayısıyla etraf kararmış,araç köy yoluna girdiği zaman yollar dar ve virajlı olduğundan araç gayet yavaş ve dikkatli sürülmesi gerekiyordu madenci aracını öylede sürüyormuş ta ki önlerine bir tilki çıkana kadar tilki aracın ışıklarından ve yolun üst kısmı dik,alt tarafları uçurum olduğundan yoldan dışarı çıkamıyor var gücü ile aracın önünden kaçmaya çalışıyor tabi arkasın dan araç hızla gelip tilkiyi yakalamaya çalışıyor derken araç kontrolünü kaybedip devriliyor herkes ayrı yerlere savrulmuş yaralılar yara almadan kurtulanlar,bir şekilde kazazedelerden haber alınıp yaralılar hastaneye kaldırılıyor hastanede polis kazanın ne sekilde olduğunu öğrenmek için ifade alıyor sıra araç sahibinin babasına geliyor memur bey,amca kaza nasıl oldu bir de senden dinleyelim der demez zeten kasabadan köye geç çıktığı için oğluna kızgın olan üstüne bir de bu kazayı yapınca hepten çileden çıkan baba baş efendi diyor biz hepimiz oğlunu göstererk bunun arabasına köye gitmek için bindik araba köy yoluna girdi hava karanlık önümüze bir tilki çıktı tilki koşuyor bu gaza basıyor tilki yukarı gidiyor bu yukarı gidiyor tilki aşağı kaçıyor bu aşağı gidiyor en sonunda tilki yukarı kaçtı bu aracını aşağıya sürdü bizi yaraladı atın bunu içeri diyerek polisi ve yanındakileri

Muharrem Akman/Zonguldak
28/01/2021

Devamını Oku
Muharrem Akman

Avuç avuç

Alev alev yakan güneş
parlayan yer yüzü
Bağ bahçe temizliği akasya kökleri
Orak gibi kullanırken ellerini

Devamını Oku