Nemelazım dediklerimiz
Sinek küçüktü bulandı midelerimiz
Her seferinde boyun eğdik afralara
Eyvallah dedik hep ağaya paşaya
Ödül verildi adeta çalıp çırpanlara
Nerede kaldı
Ben de bıraktığın izlerin hayretiyle
Öylece duruyorlar hanelerin önünde
Damda sayatta kapının eşiğinde
Güçcek adı altında önüme gelmiş pide
Nutuk kitabı milli mücadele dönemini konu edinen ve milli mücadele döneminden sonra yaşanan süreçleri ele almaktadır. Aynı zamanda milli mücadeleden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunu ve kuruluşta nelerin yaşandığını Türkiye'nin kuruluş sürecini detaylı olarak ele alan bir kitaptır.
Atatürk'ün Nutuk'u dendiğinde ise Mustafa Kemal Atatürk'ün, 15-20 Ekim 1927 tarihinde, Cumhuriyet Halk Fırkası'nın İkinci Büyük Kurultayı'nda, altı gün boyunca, toplam 36 saat 33 dakikada yapmış olduğu konuşma akla gelmektedir
Nutuk, yazıldığı dönemde Cumhur Reisi ve Cumhuriyet Halk Fırkası Umumi Reisi olan Gazi Mustafa Kemal'in 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde, 1919'dan 1927'ye dek kendisinin ve silah arkadaşlarının faaliyetlerini özetlediği konuşmasının metnidir.
Ocağa mamale vamı ta
Ocaga işçi alınacak deya şaban ağa
Öyle deyallamış ollada bullada
Gara yerin altları doymadın mı ta
Şartosun yollaman uşağımı saga
OCAKBAŞI
Köyde en fazla civciv tavuk amcamın olurdu, yaz kış fark etmez her boyda civcive tavuğa horoza kadar kümesten eksik olmazlardı. Niyazi amcam da köyün hemen hemen tamamına yakını gibi madenciydi. Köyümüz orman köylüsü olduğu için maden ocaklarında domuzdamı ustasıydılar. Ancak sakatlık hastalık yaşlılık gibi durumlarda yer altında hafif işlere verirlerdi. Amcam da bu yüzden sanırım kapıcı mesleğinde çalışıyordu. Maden ocaklarında kapıcının görevi hava akımı olan Ana yollarda hava spilikasyonunu önlemek için devamlı kapalı durması gereken kapıyı kapalı tutmaktı. Oradan geçmesi gereken başta tonluk arabalar olmak üzere diğer maden makinalarının gelişinde gidişinde kapıyı açıp kapatmaktı..Herhalde maden ocağında da yorulmuyordu ama yinede bir ay çalışıp bir ay köyde kaldıkları için köyde kaldığı boş gurubunda yaz kış ocak başında oturur çok gerekmedikçe sokağa dahi çıkmazdı. Hanımı zekiye yengem becerikli bir kadın olduğu için amcama pek yapacak iş bırakmazdı. Amcam en fazla eskiyen kazma balta saplarını yeniden yapar takardı başka bir iş yaparken hatırlamıyorum.
Bir evin yarısı onların yarısı bizimdi dışar dediğimiz bu günkü salonun ortasında herhangi bir bölünme yoktu, birbirimize gelip gidebiliyorduk.
İki katlı olan köy evlerimizin altı hayvanlar için sayat ve damdan oluşuyor herkesin damı sayadı ayrıydı ortasından bölüktü. Hayvanlarımız bir birine karışmıyordu. Günün birinde kaç yaşında olduğumu hatırlamıyorum, amcam iki evin ortasında küfe, sepet örnek için ara yer dediğimiz yerde eskimiş olan balta ve kazmalara sap takıyordu. Ben yanındayım kendine lazım olacak malzeme varsa benden istiyor ona yardımcı olmaya çalışıyorum. Kazavu rende balta törpü cam kırıkları falan babamla Ortak kullanılan sandık ta olanı sandıktan, olmayanı bulup getiriyorum. Amcam bir ara elinde kazavu varken sigara yaktı, o güne kadar hiç sigara içmemiştim. Babam kendimi bildim bileli sigara içmiyordu abilerimin birisi sigara içiyor ama ben görmemiştim benden 6 7 yaş büyük delikanlıliga geçiş dönemindeydi amcamın oğlu ve diğer akranları sekiz on kişi vardılar hepside giyimine kuşamına dikkat eder saçlarını uzatıp pirgantil yağı sürer saçlar parlak olurdu. Hepsi de on kıza aşık olur fakat birisinin haberi olmazdı. Abim gizli gizli sigara içtiği için eve sigara getirmiyor yada bir yerlerde saklıyor olmalıydı. Yani bizim evde sigara yoktu. Amcam sigarayı Yakınca aklıma nereden esti ise, belki herkesin içtiği sigara nasıl içilir merak ettiğimdendir. Önceden düşünmediğim halde amcamın Yeni yakmış olduğu sigarayı kapıp arkama bakmadan sokağa kadar kaçtım. O sigarayı tam olarak içtim mi attım mı bilmiyorum, fakat ilk fırt çektiğimde öksürük tuttuğunu genizim ve gözlerimin yandığını unutmadım. Sonraki günlerde amcamın beni azarlamasını bekledim üç beş gün yanına yaklaşmadım daha doğrusu onu görmedim. Zaten kendisi de meydana çıkmadığından boş gurbu bitene kadar birbirimizi görmedik
Maden ocaklarında o kadar zor şartlarda çalışıp o kadar göçük tehlikesi yaşayan, gruzu faciaları dan kıl payı kurtulan amcamın köydeki bu hali herkesi üzüyordu. Son zamanlarda çift sürmeye bile gitmez olmuştu, amcamın hanımı üç kızı ile herşeyin üstesinden gelen güçlü kuvvetli sağlam iradeli bir kadındı. Amcan maden ocaklarından emekli olduktan sonra emekli ikramiyesini alamadan 50 yaşını bitiremeden vefat etti. Hastalığının ne olduğunu bilemedik. Yıllar sonra diğer amcam biz ölen amcamın çocukları hep birlikte köyün biraz dışarısında bir havuz başında bir keçi kesip piknik yapmış güzel vakit geçirmiştik, akşamına Zekiye ablayı midesine gelen ağrı yüzünden köyün tek araci pikap ile apar topar hastaneye kaldırdık. Hastanede safra kesesinden amaliyat oldu, iyileşme süresi geldiği halde bir türlü iyileşenedi. Vefat ettiğinde o da 65 yaşında falandı bir aile köyümüzün yolundan sonsuzluğa uğurlandı
Maden Ocakta olan ocakta kalır
Ocakta yaşanan ocakta kalır denilip
Susturulmuşum
Gördüğün yanlışları dile getirmeye
HERKESE GÜZEL HAFTALAR DİLERİM
Öder borcunu
Yazılmaz deftere kitaba çünkü yoktur karşılığı
Doğarken biçilmiş ceza her şey mustehak diye
Ömer uşak (Hacızari)
Vardiya bitti,hava karardı,kahveler boşaldı
Herkes geldi bir eksikti o dönemedi evine
Kara tahta beyaz önlük tebeşir yaka
Köy sehir kasaba mezra kurt kuş sesleri
Evinden yurdundan çok uzaklarda
Bir eğitim neferi aydınlık nöbetcisi
Uçuşurken önünde küçücük melekler
Elinden düşmeyen kazmanla,urganınla anarım
Sıra sıra dizilişini fidelerin bostan kenarlarında
Söküğünü yırtığını tamir ettiğin madeci elbiseleri
Uzmanlık alanındı anam senin,çiftçilikten sonra
Kanatkar duruşlarınız her daim köy yaşamında




-
Metin Solak
-
Metin Solak
Tüm YorumlarEvet insana keşke seneler önceki durum hiç değişmeseydi olmasaydı şu teknoloji meknoloji dedirtecek dizeler tebrikler efendim
Allah böyle acılar göstermesin birdaha. Dmuyarlı yüreğinize sağlık