Yövmiye hesabına değil ki takvimleri saysak
Kuru katık almadan da gidilirdi kara yerlere
Moletin gacırtısı ile başlayan serüven
Biterdi, ya yer yüzünde, ya olduğu yerde
Taş devirleri yeni başlamış gibi yaşantımız
Beklenir mi akşamdan sabahlar
Asker yolu gözler gibi öyle
Bakılmaz bir adımlık yola
Varılması mümkün olmayan
Fizanı arar gibi
Bekler aynı yerde
İllede dik bir merdivenin bittiği yerde
Karanlık ve çamurludur genellikle
Tavanı kontraplak kaplı
Çatısı kiremit yeni kırmızılı
Bekler seni ağaların,amcaların,teyzelerin Abla,kardeş,dayıların,bacıların
Bekler hüzünler icinde,boynu bükük
Hınca hınç dolu pazar yeri,carşısı,sokağı
Çaycuma köprüsü var şuracığımızda
Taşır filyos yükünü,hazin hazin karadenize
Neler anlatmak ister kimbilir göklere Şaşırmışmıdır dersin,kıyısında toplanan
Beklemez boş masa
Yüzlerce yanan far görülürdü gündüzleyin
Kömür emekçileri ile buluşan tertip yerinde
Yapıştırdı yakasına temiz elbiseli birini görse
Yakar yakmaz biterdi iki fırtta içtiği sigara
Analı babalı teyzeli bindiler dolmuşa
Kimisi oturdu boş yerlere kimisi ayakta
İnenler binenler oldu yol boyunca
En sonuda küçük çocuk kaldı ayakta
Yanımdaki yolcu indi boş kaldı koltukda
Açtığımız kapı üç yüz altmış beş gün açtığımız kapıdır işte
Tutar bir el bizleri sanki çıkartır yükseklere
Gönlümüz sevinçle dolmuş gülüşürüz birbirimize
Gördüğümüz yüzler her gün gördüğümüz yüzdür işte
Bir yıl beklediğimiz bayramlar gelip çatmıstır işte
Bayram sıralaması
Öteden beri sinirli tavırları ile tanınmış bu kuru kara bir ayağı aksak adam Nuh deyip peygamber demeyen tiplerden, Köyün dediğim dedik ve sözünden şaşmayan gelenek görenek ve adetlerimize gönülden bağlı nadir kişilerdendi. Köyün ortak sorunlarını ilgilendiren konularda ona danışılmadan bir şey yapılamadığı gibi onun karışmadığı itirazı etmediği hemen hemen hiç bir şey yoktu..
Köyün ikindiden sonrası güneş almayan tek evi onun eviydi yaz ve kış ayrı güzellik olan köyde baharın gelmesiyle hemen hemen ayak basılmayacak şekilde yeşile bürünürdü tarlaların kesilmiş doğal örtüsü yüzünden yeşillikler arasında köylünün emeğinin belgesel gibi görenleri selamlıyordu. Bir yıl mısır bir yıl buğday ekilen tarlaları bazı köylüler mısır unu fazla lazım olmuyor diye iki hatta 3 yıl üst üste buğday ekmesi bile tapal Hasan'a dert oluyordu. Bu ona tarlaların vereceği hasatın azlığı çokluğu yüzünden değil atalarının sürdüğü izinden ayrıldığı için kızıyordu.
Hayatında sürekli bir işi olmamış aksak ayağı ile gittiği gündelik işlerde amalelik yaparak aldığı paralar ve son zamanlarda bağlanılan yaşlılık aylığı ile yaşamını sürdürüyordu. Onun bu yolda kazandığı sigarası içkisi olmadıysa da gelen misafirlere çay ikrami için gerekli çay şeker parası evin yağ tuzu ve üstbaş için gerekliydi. Aldığı oteberi kendine ait odasına koyar bu odaya hanımı öleliden beri, oğulları gelinleri dahil kimse giremezdi niçin böyle olduğunu soranlara ben atalardan böyle gördün der başka bir şey demezdi.. hayatı boyunca hiç aksatmadan kestiği kurbanlıklarini oğlak olarak alır bir yıl boyunca onlara bakar kurbanını böyle keserdi bu yılda öyle olacaktı
Ekinler ekilmiş kışlık hazırlıklar bitmiş köy iki üç aylık hummalı çalışmaya biraz ara vermiş biraz nefes alma moduna girmişti. Sürü sahibi Fuat da keseceği kurbanlıklarını henüz Ramazan Bayramı'ndan sonrası işaretlemişti.
Bayram Sofrasında..
Biz tam doksan madenci bu köyden
Çıkınımızda çizleme, gözleme, bazlama
Yayan çıkardık yola çantalar sırtımızda
Ne çileler çektik maden ocaklarında...
başladı sıralamaya siyatiğim kalbim ayağım
bırakmadı geriye hastalıktan yana bir şey
bulaşığını sobasını yemeğini yalnızlığını
sıralayiverdi bir çırpıda çaresizlik haritasını
aklına düştü gençliğindeki mehareti çabukluğu




-
Metin Solak
-
Metin Solak
Tüm YorumlarEvet insana keşke seneler önceki durum hiç değişmeseydi olmasaydı şu teknoloji meknoloji dedirtecek dizeler tebrikler efendim
Allah böyle acılar göstermesin birdaha. Dmuyarlı yüreğinize sağlık