Boş sözler rüzgarda savrulur durur,
Manasız gürültü ruhumu yorar.
Her yüzde sahte bir maske bulunur,
Gözler derinliği boşuna arar.
Büyümek yaş ile olmuyor dostum,
Akşamın hüznü çökerken şu yorgun şehre,
Bir senin gülüşünle dağılır tüm keder.
Yıldızlar kıskanır bakarken o çehreye,
Gözlerin en karanlık geceye ışık eder.
Öyle naif, öyle kırılgan bir dal gibisin,
Gözlerimde ilk sabah senin yüzün,
Nefesimde büyüdü her umut, her sevinç.
Elini tutan bir dünya kuruldu,
Seninle başladı bütün her şeyin özü.
Düşüncen hep bizimle oldu gece gündüz,
Kalktı göğsümden o eski, kara sis,
Renkler geri döndü, ne hoş bir his.
Yeniden doğmuş gibiyim bugün,
Sanki bitti içimdeki sürgün.
Yüzümde sebepsiz, aydınlık gülüş,
Gelmemiş olsam da henüz otuz beşe,
Vücudumda cirit atar neşe yerine endişe.
Dönüp baktığım zaman geçmişe,
Tanıyamıyorum kendimi; bu ben değilim.
Daha dün on yedi yaşındaydım.
Sanırdım ki sensiz nefes alamam,
Uğruna dünyayı yakar geçerdim.
Artık o kapıda inan kalamam,
Ben zehri elinden şerbet diye seçerdim.
Gözümden perdemi kaldırdı zaman,
Gün batarken veda etti ellere,
Gitti gelmez gayrı, dönmez sevdiğine.
Hasretiyle başını vursa yerlere,
Arşa çıkan ahını duymaz sevdiği.
Karardı geceler, doğmuyor sabah,
Gözlerin, sustuğum her cümlenin gölgesinde,
bir sır gibi saklanıyor içimde.
Adını anmasam da,
her hecede senin yankın var.
Kalbim, kimseye yar olmamış,
Dağılır perde-i şeb, rûy-i zemin nura erer,
Her seher vakti gönül, bin bir hayâle girer.
Kuşlar tesbih ederken o adsız sükûneti,
Toprak duyar içinden gelen o derin hikmeti.
Ateşten bir kadehtir şimdi şu kızıl ufuk,
Çok fazla dalgınım bugünlerde.
Kafamı yastığa koyup uyuyamıyorum çoğu günlerde,
bir haberde yok gidenlerden sahi...
Sahi neydi bugün günlerden.
Hangi zamanlardayız, bugün ayın kaçı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!