Tutmak isterdim elini, yaslamak isterdim başımı dizlerine.
Sen naif adam, sesinle dokundun yüreğime.
Sadece sana tutkun, sadece sana esir olsun gözlerim;
Varlığın yeter, sen ol yanımda yeter.
Bu kadar çok özlem yeter, gelemiyorum sana.
*1.*
Aklım karışık, kalbim seninle atıyor.
Seni istiyor, hiçbir şey kabul etmiyor.
Ne beni ihmal etmeni,
Sevdam benim, burdan sana yazıyorum; yüreğim ısınıyor,
Kalbim fethedilmiş Mekke gibi. Hüznüm Uhut Dağı gibi,
Ve Peygamberimizi görmeye gelen, üç yüz yıl mağarada
Bekleyen yılan gibi hasretim sana.
Hani Peygamberimize hediye edilen cübbesini
Bir evim olsun, müstakil; bahçesinde güller,
Menekşeler, sümbüller; ardından tavşanlar,
Tavuklar, ördekler. Nefis ekmek kokusu
Yayılan tekneler, nar gibi kızaran fırın içi.
Mest ediyor seni. Salıncak, kaydırak da
*1.*
Gözlerin gözlerime değmedi,
Sesin bile yetişemedi sesime.
Adı sevgiydi, sever gibiydi.
Dünyaya geldiğinde, "benden bir parça" dedim;
Yüreğimin sızısı, gönlümün neşesi oldun.
Evime gelen minik prensesim idin;
Öyle seviyorum ki seni, canımın ta içisin.
Papatyam diye sever, öperdim seni.
*1.*
Kayboldum, kendimi bulamıyorum.
Kötü olamıyorum, kimseyi kırmak istemiyorum.
Ama insanlar zorluyor kötü olmak için.
İncinin Sesi
Bir istiridye incisiydim ben, kimsenin göremediği denizin dibinde özeldim,
Beni tanıdığında sadece sana özel, dışı kırılgan içinde saklı güçlü bir kaya ve güzel;
Bir hüzün sarmalı yaşıyorum,
Bazen tebessüm saçan, bazende nefret;
Dahil oluyor hayatımıza insanlar,
Okuyup hayatına naksedemeyen.
*1.*
Geçen zaman su gibi akıyor şimdi.
Seyre dal Kız Kulesi’yle denizi.
Gemiler, vapurlar, kayıklar, martılar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!