Hardayım, dardayım Rabbim; sensiz firardayım.
Gönlüm sensiz öksüz, sensiz mahzun.
Bir kibrit yakıp ısınan kibritçi kız gibi,
Öylesine üşüyorum, öylesine titriyorum.
Gidecek evim yok, gidecek yerim yok;
Kapındayım, bir çare bekliyorum.
Üzgün, yorgun ve mahcup, seccademe sarılıyorum.
Acziyetimle, suç işlemiş çocuk gibi boynu bükük ağlıyorum.
Saatlerce, içim sökülürcesine...
"Sübhâne Rabbiyel a’lâ"lar tekrarlanıyor kulaklarımda.
"Geliyorum Sana." diye kapanıyorum secdeye.
Bir an karanlık oluyor, huzurundayım.
Konuşuyorum Rabbimle, hiç konuşmamış gibi.
Çölde bir yudum suya hasret kalmış Bedevi gibi,
Kana kana içiyorum manevi atmosferi.
Yana yana yanıyorum bir mum gibi.
Zaman durdu o an, kalbim dile gelecek sanki:
"Rabbim, bağışla beni. Kaybetmeyeyim kendimi.
Seninle cennet, seninle pembe dünyam.
Hiç üzülmeyeceğimden emin olarak..."
Kalsam hep secdede, aşkınla kilitlensem;
Anahtarı atsam bilinmez diye. Bu zindan bana cennet.
Bana lutfet Allah'ım aşkını. Esir, aşkına tutsak olsun kalbim.
Bu kulun günahkâr, bu kulun suçlu.
Bir köle azad edilmeyi istemeyen, bir fani...
Bedeni çürüyen, ruhu hesap gününe yükselen,
Sonunu bilmeyen aciz bir kul.
Alma canım Allah'ım, affedene kadar.
Bu beden senin aşkına tutsak olana kadar,
Yansın ateşler, kavrulsun kalpler;
Ölsün eğitemediğimiz nefisler.
Kendimize gelerek uyanalım.
Bu dünya saçmalığını uzun sanmayalım,
Misafiriz; burayı mesken tutmayalım.
Gelin kardeşlerim, secdeye varalım.
Kayıt Tarihi : 29.04.2026 20:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Allah'a olan aşkını anlatan bir garip kul




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!