Yaşam, her nefes alışında sıkıştırır göğsünü
Bir hüznü parçalarsın
İçinde ki bir şeylerin parçalandığı gibi
Yaklaşırsın sonuna yaşamın
Sonunla mı sonlanacak yaşamın
Tutmuşum ellerimle bir gerçeğin izini
Nedir bu Tanrım hayatın gizimi
Niye acıtıyor yaram dizimi
Çocukken acıtmazdı bu büyümenin izimi
Yoldur deyip, yürüdük gündüz gece
Ruhuma dokunacak sözler söyle bana
Ey sessizlik!
İçimi sarıp sarmalasın.
Bir tebessüm et bana
Kafamdaki çığlıklar utansın.
Biraz kilo almış
Saçları düşüncelerinden daha dağınık bir haldeyim
Ben hariç etrafta her şey normal
Nasıl kalabiliyorlar aynı dinginlikte anlamış değilim
Bir tek ben miyim değiştikçe değişen
Kendisi, kafası, düşünceleri hatta cümleleri evrilen
Bu dünyada çaresizce ne ararsın?
Neden bu kadar acizsin de, herşeye kanarsın?
Çok yaralanıp da için için kanarsın.
Her gün ölmek için neden yaraların saransın?
Anlamaz mısın?
Yalansın insanoğlu yalansın...
Yaşa be kardeşim yaşa
Her şeye rağmen,
herkese rağmen yaşa
Yaşa ki
Yaşamanın ne demek olduğunu bilsin insanlar.
En büyük şanslarının yaşamak olduğunu öğrensinler.
Yürüyorum, adım adım
Kimliksizim, yoktur benim adım
Yol alırken sessizce geçtiğim sokaklarda
Acı bir his durmadan çarpar depresif ataklarda
Bir çocuk üşür, yok giyinecek kabanı
Sen beğenmez, sürekli değiştirirsin abanı
Bir çocuk üzülür, yok saçını okşayanı
Sen istersin, sevdiklerinden uzak yaşamayı
Zaman anlamını yitiriyor.
Ömrümüzün akrebi ve yel kovanı birbiriyle savaştayken.
Pazarlar pazartesileri katlediyor,
cuma cumartesiyle daha erken buluşmak için hayatına son veriyor,
bir takvim yaprağının ucunda intihar ederek.
Dün şimdinin düşmanı, şimdi geleceğin.
Zamanı hançer misali sırtlanmışım
Bu sırtlanların dünyasında
Bir nefesle bir ömrü ruhuma asmışım
Beden askısındaki ruhsuzların dünyasında
Öyle bir çark kurulmuş ki
Dişlileri insan, kan ve gözyaşı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!