Gözlerimde mahpus uyku saklı
Düşen kafam sarsılmakla yasaklı
Kafamdakiler kirli pasaklı
Tarif edilemez müthiş bir yorgunluk
Git gide büyüyor gözümde işler
Leylaklar açmış bahçemde
Göğsümü doldurur misk kokusu
Gezinirim aralarında
Sanki hayat cennet tortusu
Yüreğini serin tutmayı bilmeli insan
Bu kelimeler benim kelimelerim değil!
Tıpkı bedenimin benim bedenim olmadığı gibi.
Bak hiçlik perdesi yırtıldı, varoluşsal sorgularda.
Anlamları gizledim, puslu camların ardında.
Ve vazgeçtikleriniz vardır
İstemeye istemeye zorla
Bir tabutun içinde
Bir kefenin beyazında
Bir mezarın başında
Yaprak yaprak dökülüyor içimden bir şeyler
Köpürüyor göğsüme sıkıştırdığım hissiyat
Öyle acıyor ki beni ben yapan acılarım
Ben acılarımı cümlelere vurmak zorundayım
Çığlık çığlığa bağırıyor içimde bir şeyler
Hiç değişmemiş rüzgarının sertliği bu şehrin
Hala aynı şiddetiyle esiyor
Her şey yine yerli yerinde
Bir tek çocukları göremedim
Hani o her şeye rağmen gülmeyi dost edinenleri
Yoksa sokaklarda gerisi hep aynı yerinde
Hiç kendini boğazını tıkayan birşeyi
yutkunurken buldun mu?
Eğer bulmadıysan soruyorum sana : sen hiç
insan oldun mu?
Ya hiç böyle dökülmemesi için o damlanın
gözünden?
Sevilmez mi gökyüzü.
Kuşlar, mavi bulutlar.
Sevilmez mi gökyüzü
Yağmurla yeşeren umutlar.
Ve insan sevmek zorundaydı.
İnsanların zayıflıklarını,
Çiçeklerin sessizliğini,
Kuşların ağıtlı ötüşlerini,
Ağaçların çizgilerindeki hüznü,
Bulutların göz yaşlarını,
Bir şiir okusana bana
en hüzünlüsünden
Kelimeler arasında dolaşırken,
dolsun gözlerim,
titresin sesim.
Mesela o duygu selinde boğulayım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!