Cılız bedenim zorlukları aşamıyor.
İçimde birikenler taştı, taşamıyor.
Bu ruh bu bedende artık yaşamıyor.
İnsan ne yapsa kendinden kaçamıyor.
Geçiriyorum içimde öfke nöbetleri.
Yağma hüznümün üzerine, ey kar!
Kaplasanda üstünü beyaza, ne kâr!
O içimde duran karanlık duvar
Sen silmeye çalışsanda var
MİHRİBAN SAYDAM
Karanlıklarda bir şehir var, görünmeyen
Bir ben yaşar, o şehirde adı dahi bilinmeyen
Herkes uyur, uyanmak için aydınlığa
Çocuk nasıl, bilinmez aşık olmuş karanlığa
Karanlıklarda bir yaşam var, farkına varılmayan
Karanlıklarda bir ses, var uğultusu içimi saran
Gitmek istiyorum derken kasveti yolumu
kaplayan.
Karanlıklarda bir ses var, kulakları sağır eden
Gelir diyorlar hiç döner mi terk eden.
Kelimeler dökülüyor içimden,
içimin yağmurlarından, birer birer sokaklara
Islatıyor çaresizlikten kıvranan tüm inançları
Taşıyor taşıyor almıyor artık nefret şehirleri
bu kelimelerden yağmurları
Bir kıyı arıyor dökülmek için umut denizine,
Koyunca başımı yastığın ucuna
Hüzünden yağmurlar dökülüyor avuçlarıma
Kimse kimsenin kimsesizliğini bilemez
Sessizlikle boğulmuşsa sesi
Yorgunum,
Yüreğime dağlar yığılmış
Tuzla buz olmuş resmen
Ama inatla hayatın yakasına yapışmışım
Bir güne daha açmak için gözlerimi
Bir günü daha yaşayabilmek için doya doya
Benim içimde keşfedilmemiş kıtalarım var.
Hüzünden adalarım,
Yağmurdan ülkelerim,
Kumdan kalelerim var.
Çamurdan halkım,
İçimi kaplar sonsuz bir öfke
Yüzümde gülümseyen bir maske
Ruhumu kemirir her bir keşke
Ne olur kurtar beni bu çukurdan
Karanlığıma karanlık renk oldum
Vuslatgâhım!
Sana ulaşmak için dünyayı bırakıp geldim.
Azrail dost olmuştu da, arayı ondan uzatıp geldim.
Kader mi desem ecel mi, mâni olsa da kaçıp geldim.
Dünyada sırtımı güvenle yasladığım, ben geldim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!