Gece karanlık değil sadece ben göremem
Yıldızlar gülümserler benim yürüyüşüme
Hatta baykuşlar bakar hepsinde küçümseme
Gece karanlık değil bunu ispat edemem
Işık nerdedir şimdi güneş kimi ısıtır
Bir gecenin anlamsızlığına anlam katmak isterdim
Şöyle gözümü yumup kaygısız yatmak isterdim
Kafama takılan luzümsuz kaygıların
Bir bir veya topyekün hepsinin analarını satmak isterdim...
Yahu analarının ne suçu var demeyin
Gün ne gündü ama düğün düğündü
Analar kızları ve oğullarıyla öğündü
Ben saatlerce baktım baktım da
Görebildiğim sadece dünkü gündü
Mutluluklar sağlıklar güzellikler dilerim gençlere
sevdiğim bir tanem canım ciğerim
var mıydı benim
unuttum kendimi nerde bedenim
ben göremiyorum nerde yedenim
Bilmem ben niye gülüyorum
Uzaktaki çocukların doğum günü
Neredeler hangi şehirde veya hangi ülkede
Ve hangi akşam mumları üflemede
Geçti dost kervanı eyleme beni…
Ne yapacağımı bu soğuk bahar gecesinde düşünürken Tv de Pir Sultan yüreğinin tüm acısıyla haykırıyordu. “Geçti dost kervanı eyleme beni.” Onun dostunun Safevi Şah İsmail olduğunu yazar kaynaklar… Acaba öyle mi? Yoksa her fani gibi onun da bir kara, yeşil, mavi veya kahverengi göze meftunluğu vardı da o mu geçip gitti hayatından.
Bilinmez… Benim tahmin ettiğim şu ki; Her ne kadar günün siyasetiyle içli dışlı olan ve muhalefette olmanın ölüme varan acılarını yaşayan Pir Abdal hiçbir eski yeni dostuna en ufak bir eza verme niyetinde olmamış, onların düşünce veya gözlerinin şöyle tasa ile bulutlanmasına tahammül edememiş belki de duygularına “Geçti dost kervanı eyleme beni” diyerek sevdalı ve karşısındakini üzen tavırlarından huruç ederek “Yürü bre Hızır Paşa” diyerek koca Osmanlıya kafa tutmuş, ölümü üstüne üstüne çağırmıştır.
Tarihi bilgilerimizi yeniden güncellemeli yanlışları düzeltmeliyiz. Çünkü öyle paspal bir kültürün içine sevdayı, tarihi,dini gömmüşüz ki her çıkardığımız değer yarı yanlış veya yarı çürük olmakta. Tv benle inat edip “Bir selam sal sabah olsun” diye Kıvırcık Ali’yi devreye sokuyor. “Bir selam sal Alim gelsin” demekte … Gelir mi dersiniz selamla Ali’ler geriye… Milyonlar selamla salavatla getirebildiler mi Aliyyül Murtazayı.
“Beni hasret koydun kavim kardaşa” sözleriyle Hızır Paşa elinden ölümü içen Pir Sultan Abdal deyişleriyle hala benim gibi çoğuna ölümün şerbetinin leziz olduğunu ima ederek,doğruluk,zalime karşılık,sevdaya düşkünlük,ihanetten uzak kalmanın yüce ama tehlikeli durumunu ve hah menzilinde yalnız kalınışını imrenilecek bir meta olarak sunmakta. Sağolasın ey Pir “Dost incinmesin”,”halk ezilmesin”, “sevdalar ve türküleri susmasın” prensiplerini gönüllere öyle bir kazıdın ki Alevi inancından olmayan ve hatta onu olumsuz tanımış gönüllerden her gün binlercesinin hayat felsefesi olmaktasın.
Eski ve yeni dostlara hep yollarının gönüllerinin dillerinin talihlerinin açık olması yolunda dilek ve dualarımı sunup durmuşumdur.
Gönlüm sen ne haldesin geçtin Karacoğlanı
Hep sevdiklerim artık mazimde birer anı
Sen bir çiçek bahçesi ben de bahçıvan mıyım
Sende açan gülleri yabana atar mıyım
Gel ağlama artık
Hiç birisi gözyaşıyla geri dönmedi
Dudaklarındaki gülücük gibisi yok
Ve hayat için çalışmak
Kaçınılmaz olan bu
Gün gelecek beklemekteyiz
Gönüller gül açacak
Arifesindeyiz
Yıldız yıldız mutluluk
Atide nur yağacak
Gelmelisin ey uyku şu uzun gecelerde
Yorganımın içinde beni koynuna alıp
Beni Hintte Maçinde gezdirsen diyar diyar
Uyansam sabahları güleryüzlü ve zinde
Sevdalıymışım diye kaçarsın benden niye




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!