Üç bir yanını dağa vermiş,
Nice zorluğa göğüs germiş,
Çalışıp fakirliği yere sermiş,
Ah, bizim elin Taşobası!
Kurulduğundan beri dağlı,
Mevlâ’m yarattı; şu âleme yollandım!
Toprağında belenip, beşiğinde sallandım.
Derdimi sunarken, acı içinde kıvrandım.
Cahilin birisi incitti beni beni…!
“Vay dünya, dünya yalansın dünya
Ozanların yatağı Anadolu pınarım!
Ferhat’ça sevginin gücünü sınarım,
Yoksula, garibe hor bakanı kınarım
Kardeş; özümü, sözümü bildim bileli
Tüm canları, doyasıya sevdim seveli…
Bağnazlıktan daima uzak duralım,
Merak edip değişik sorular soralım.
Sorunlar üzerinde kafamızı yoralım,
Aklın aydınlığında eğitime koşalım.
Ulusumuzu bir arada tutan dildir,
Yolumuzu aydınlatan ışıksa bilimdir.
Güzel yurdumun Bitlis ilinin Tatvan ilçesindeyim. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olarak görev yapıyorum. Buraya geleli beş ay kadar oldu. Henüz yöreye ve insanına pek alışamadım. Açıkçası Tatvan’ı beklediğim gibi bulamadım. Kim bilir, belki ilerde zamanla severim. Asla önyargılı değilim. Şimdilik bunun nedenlerini irdelemek istemiyorum. Her şey zamanla değişime uğrar. Yaşamın dinamiğidir değişim. Buna içtenlikle inanıyorum.
Ekim ayının son günleriydi. Cumhuriyet Bayramı yaklaşmıştı. Bir sabah saat 6.00 da kalktım. Elimi, yüzümü yıkayıp tıraş oldum. Takım elbisemi giydim. Çantamı alarak öğretmenevinin oyun salonuna indim. Çay ve simitle kahvaltımı yaptım. Üşümüştüm. Bir çay daha içip ısınmaya çalıştım. Öğretmenevinin penceresinden bir süre Van Gölü’nü seyrettim. Göl, hafif dalgalı, ışıl ışıl ve sakindi. Gölde yaban ördekleri yüzüyor, martılar uçuyordu. Nasılsa dalıp gitmişim. Aradan ne kadar zaman geçti, bilemiyorum. Feribotun uzaktan çalan düdüğü ile kendime geldim. Radyoda yanık bir uzun hava çalıyordu. Ses sanatçısı türküyü çok güzel söylüyordu. Bir sigara yakıp türküyü dinlemeye başladım. Ne zaman bir türkü duysam, hemen dinlemeye başlarım. Nedense türkülere vurgunumdur.
Çok geçmeden öğretmenevi hareketlendi. Resepsiyonda adını bilmediğim bir görevli oturuyordu. Bir başka görevlide lobide temizlik yapıyordu. Kimi öğretmenler okula yetişme telaşı içinde acele ediyorlardı. Bazılarıyla selamlaştık, birbirimize iyi mesailer diledik. Bu sırada birkaç öğretmen çay ve açmayla kahvaltısını yaptı. Az sonra onlarda öğretmenevinden ayrıldılar. Öğretmenevi giderek tenhalaştı, artık yapayalnızdım.
Yıl 2016,
“galat-ı meşhur”
“Doğru Bildiğiniz Yanlışlar”
Adlı kitap yayın dünyasında,
Okurları ile buluştu.
Hepimize merhaba dedi,
Botan’ın suları Dicle’ye karıştı,
Töreler gereği annesine danıştı,
Sevdalı canlar göz göze bakıştı,
Mor sümbüllü dağa döndüm.
Kozluk, Silvan’a doğru yatmış
1915’te yapılan tehcire kafayı taktılar,
Bilgi kirliliğinde tozu dumana kattılar!
Mandacılığa sığınıp işbirliğine yattılar,
Kolay mı sandın? Zordur, aydın olmak.
Aklı başında insan, belgesiz konuşmaz
Dışa bağımlılıktır, belimizi büküyor
Uyanın ha uşaklar, efeler uyanın…
Göz göre göre Türk tarımı çöküyor,
Uyanın dadaşlar, zeybekler uyanın…
Bilimin ışığında irdeleyince durumu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!