Yazar, 1977 yılında Elazığ'da doğmuştur. 2001 yılında Burdur Eğitim Fakültesi'nden mezun olmuştur. İkinci üniversite olarak AÖF İlahiyat Bölümü'nü tamamlamıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır. Yazarın ilk kitabı "Beyaz Kelebek & Kopya Hayatlar," kayiprihtim sitesinin düzenlediği 2017 Yılının EN'leri oylamasında "Yılın En İyi Yerli Bilim Kurgu Romanı" kategorisinde ikinci olmu ştur. Çeşitli dergilerde bilimkurgu öyküleri yayımlanmıştır. Yazar, Yerli Bilimkurgu Yükseliyor dergisinin açtığı yarışmada ikinci olan "Savaş ve Barış" adlı kısa öyküsüyle ...
O eski günlerin rüzgarla savrulduğunu,
Ayrılık acısını tattığın gün anlarsın
Beraber yürüdüğümüz yolların ne güzel olduğunu
Yapa yalnız yollarda kaldığın gün anlarsın
Bir daha göremeden kapandı gözüm
Sen gittin, zaman gitti sadece kokun kaldı
Bütün gülleri kokladım, laleleri, mor sümbülleri
Bana seni hatırlatan bütün menevşeleri
Bir baharı koparıp vermesini istedim devlerden
Tek tek seçip ayıkladım seni mücevherleden
Sisli bir Cuma günü; bir sis, bir de sen varken
Gözlerin bir köz gibi, yüreğime düşerken
Sensiz yaşamak çok zor; ölmek için çok erken…
Ne olur ey sevgili, şimdi öl deme bana!
Belki şimdi gelmedin, belki başka bahara…
Şu boğaz harbini gördük, yoktur dünyada eşi…
Hayâsızca vuruyor; yırtıcısı, kalleşi.
Kara kara bulutlar semada toplanıyor,
Gözyaşıyla birlikte, sanki kan damlatıyor.
Ortalık mahşer gibi kıyam etmiş ordumuz,
Yedi düvel vuruyor; talan olmuş yurdumuz,
Mısırlı kâhin bir sır fısıldadı,
Bir çöl sessizliği çöktü ruhuma.
Bilirsin çöller sessiz olur Dilruba
Çünkü çöl, bir yalnızlık denizidir,
Ve çöllerin şarkısı, rüzgarların sesidir…
Dinle neyden sana neler demede
Firaklardan nasıl elem çekmede
Kamışlıktan söküp attılar beni
İçimi dağlayıp yaktılar beni
Ayrılıktan oldum ben bir divane
Ben ki seni arıyorum gece gündüz, düşümde
Lakin kaybediyorum seni her görüşümde
Bazen gölge misali varolup güneşinde,
Bir çocuk gibi koşuyorum peşinde
Ben ki seni arıyorum gece gündüz, düşümde
Terk edilmiş sokaklarda dolaşan gölgen,
Eski bir şarkı gibi sızıyor geceme.
Ayaz değil, yokluğun üşütüyor içimi;
Taşlarda hâlâ senin ayak izlerin.
Gece düşüme konan adını sakla.
Korkum yok sönmeyecek, yüzecek sancağımız,
Her daim yurdumuzda tütecek ocağımız,
O yıldız ki bizimdir, göklerde parlayacak
O yıldız ki bizimdir, sonsuza dek kalacak…
Ben kurumaya yüz tutmuş kimsesiz bir ağacım.
Kesme beni; göğe son bir kez daha bakacağım.
Rüzgârın uğramadığı, kuşların konmadığı bir semtte,
Toprağım susuz, köklerim sessizliğe gömülü.
Bir zamanlar yeşildim; şimdi içimde sonbahar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!