Kurusun bak biraz otlağı,
Uslu uslu otlayan koyunun,
Kırılsın eli ayağı,
Geldi sonunda bahar,
Ne güzel açtı menekşeler,
Laleler, sümbüller.
Baharın neşesi her yeri sardı,
Kanat çırpıyor gönlümde
Arılar, kuşlar, kelebekler.
Kelepçelenmişiz bilgisayara, telefona,
Dijital Dünya’ya, sosyal madyaya.
Esir olduk şifrelere, kodlara,
Yapay Zaka’ya, sanal Dünya’ya,
Bağımlıyız her türlü aplikasyona.
Bütün gün bağırır, çağırır martı,
Krııı, krıkrıkrıııı.
Hiç yoktur ama martının gırgırı,
Gerçek bir tiyatrodur hayat gerçek, ama
Salonda oynanandan bir farkı var elbet.
Herkes oynar, herkes seyreder
Söyleyin bu nasıl bir oyun?
Nasıl otlağa gider her gün,
Çobansız bir sürü koyun?
2 Mart 2026, 03.17, Bergakungsvägen
Gelmişiz uzak yoldan,
Yedi kat arştan.
Aç gözünü Gurbeti, tekrarı yok seyret dört gözle bunu,
Seyret her gün sen, hayat denen tiyatroyu, oyunu.
Oyna sen de herkesle birlikte, bu herkesin ortak oyunu.
Hikmetinden sual sorulmaz bilirim, ama
Stresten strese atılmadan,
Yok mu rızık Yarab bana Dünya’da?
Bağrıma karabasan çökmeden,
Yok mu nefes Yarab bana Dünya’da?
Köpek balıkları görmeden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!