Sen giderken sevda ikliminden ivedi bir yağışla,
Gönlümün çıplak ayakları koşar adım kanıyordu,
Sana giden dikenli sevda yolunda.
Sen gittiğinden olsa gerek,
Ulaşamadım bir türlü evrenin senli zamanlarına.
Uyumak
Ve bir daha uyanmamak,
Ölmek gibi yani,
Yitip gitmek hafızalardan…
Daha da mühimi hafızamdan kurtulmak…
Güzel olurdu.
Üşüyorum
Issız bir çölün ortasında,
Isınmak içinse;
Düşlerimi yaktım yaşamak pahasına.
Karanlık
Ve gökyüzünde ay bile yok artık,
Özlediğim rehavet yazda da değilmiş meğer
Kış diye üzülürken ben, birden bire geldi bahar,
Ardından uçsuz bucaksız yaz,
Sarı başak buğday tarlaları,
Güneşin kavurduğu tenim,
Aynı buhranın içinde sıkışıp kalmış bedenim.
Üşüyorum,
Soğuk tüm bedenimi ele geçiriyor,
Tüm hücrelerim soğuğun işgali altında,
Mücadele ediyorum,
Ölmek istemiyorum,
Üşüyorum…
Sana ihtiyacım var,
Demiştin ve yağmurlu bir gündü,
Bir bahar günüydü.
Yorgun ve yaralı görünüyordun,
Bense sana aldanacak kadar aptal
Ve aşıktım.
Gitmek istiyorum bu şehirden,
Gri bulutlarla kaplı bir sonbahar sabahında,
Tüm anılarımı ateşe verip terk etmek kendimi.
Tam da ağlamak üzereyken gökyüzü,
Tam da unutmuşken güneşi düşlemeyi,
Kaybolmak istiyorum kalabalık bir kaldırımda
Esvaplarımı başkalarına verirsiniz,
Benim gibi kilolusunu da bulamazsınız ya,
Dar gelenim çoktur esvaplarım arasında,
Hayatımda bana dar gelen insanların çokluğu kadar,
Ya da bana dar gelen duyguların fazlalığı gibi.
Yağmur geliyor,
Gökyüzünde kapkara bulutlar,
Suya hasret kupkuru topraklar.
Ağaçlar, dallar, yapraklar,
Türlü türlü çiçekler, envaiçeşit otlar,
Havada ve karada sayısız canlılar,
Sağanak halinde düştüm yeryüzüne,
Gökyüzünün evladıyken henüz,
Doymamışken bembeyaz bulutlar arasında uyumaya,
Doymamışken maviliğimin güneşle olan dansına,
Çamurun ve soğuğun içine düştüm,
Gökyüzünün gözünden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!