Aşkın kuşu olup, uçalım nûra,
Aşalım Kaf Dağı'n, varalım Tûr'a,
Yedi vadi geçip erelim sırra,
Uçup Hakka giden Anka’lardanız,
Talep vadisinde candan geçelim
Ey aşıkları perişan eden güzel,
Gönlümü çaldın da yerine ne verdin?
Kul hakkına rağmen hırsızlık helal mi?
Varımı yoğumu nasıl yele verdin?
Ey mestâne gözlüm, aşksızlık helal mi?
Meftûn ol ki Ehl-i beyt-i Tâhâ’ya
Medyûn ol ki Fatımat-üz Zehra’ya
Müştâk ol ki Aliyy-ül Murtezâ’ya
Cenâb-ı Ali’ye Selman olasın
İmam-ı Hasan alim-i cihandır
Cümle sensin; şiir de sen,
Ne yapayım?
Senden bahsetmeyen şiiri,
İçinde adının geçmediği cümleyi,
Cümlenin öznesi sensin;
Ailenin özü olduğun için özne sensin,
Merhume Fatma Anneciğime,
Eski seccade, senden bana kalan,
Sensiz bu odalar sessiz bir yalan,
Yokluğun içimde bitmez bir talan,
Ey ayvazım, misafirlere şerbet sun,
Kurumuş o gönüllere muhabbet sun.
Dîvâne’nin hatırı için değilse,
Sevgilinin hatırına mürüvvet sun.
Gönül bir dergâhtır, gelen boş dönmesin,
Gonca açtı perdesini, rûy-ı yâre erdi bahar,
Açılan yeşil yapraklara bülbülün sitemi var.
Karanlık kış bitti şimdi, neşr eyledi lütfunu Hak,
Bağ-ı bahçeye nazar kıl, her köşede bir âşık var.
Güle söyle aşkın sırrını sen, ey bülbül-i şeydâ,
Ey gül, senin aşkın bülbülün sesinde,
Sıla hasretin diner gül bahçesinde,
Bülbülün çilesi tâ-kıyamet sürer,
Vuslat bulamazsa gülün sînesinde.
Ey gül, güller hasret sana biteviye,
Bahçenden ayrıldın, bu vefasızlık niye?
Ehl-i kîsâ’dır Hamse-i Âl-i âbâ,
Lâ-fetâ illâ Hu Aliyy-ül Murtezâ,
Efdâlü-n Nisâ-yı Fâtımât-üz Zehra,
İzdivaç emreden Rabbü-l Âlemîn’dir.
Merdân-ı Sühendân Hasan-ı Müctebâ,
Hem seversin hem yanar hem yine âvâresin,
Ruhu sermest eyleyen, gizli bir can yâresin,
Derdinin dermanı yok, sinede tek çâresin,
Benim hercâî gönlüm, sen niçin bîçâresin?
Hicr elinden kederin, arşa çıktı figânı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!