Ne diyeceğimi bilemiyorum.
Senin aşkın için ...
Temmuz güneşi,
Atlantik mi?
Leydi Diana mı demeliyim?
Veya çavdar tarlası.
Bana habire aşkı soruyor çocuklar...
Hiç yaşamadım diyorum...
Nasıl yaşadın diyorlar?
Deniz gibi diyorum...
Bildiğimiz deniz mi diyorlar?
Kısmen evet, insanlar inandıkları zaman bana gelilerdi... diyorum
Sessizdi,gözleri sanki bir sergide gibi etrafı izliyor,her ayrıntıda bir birleşme içine giriyordu.
Sonra ne olduysa bundan vazgeçti,sanırım sıkılmıştı.
Çocukluğu onu kendine esir ediyor,o giderken çocuk geliyor
Büyük bir boşluğun içinde kendi kendine şunları diyordu: "Hiçbir zaman hiçbir şey değişmeyecek."
Böyle bir sonucu karşısına alıp,ondan sanki korkunç bir şeymiş gibi titriyor,ürküyor hatta yeri geliyor mazlumlaşıyordu.
Sonra içinden:"Daima bir öksüzlüğün pençesi arasına sıkışmış ruhumla inzivada mı kalacağım? "diye hayıflanıyordu.
benim de boynum yere değil, gökyüzüne bakar.
Kim bilir o'zaman bakışlarım da şaha kalkar.
Ayrıca acılarımda direnişten vazgeçer;
Geçer bağışlayamadığım bakışlar
Rüzgar gibi ömrümden...
Sönük siyahın adı da asil kalır.
Ne dolaştın ey cuma
Saz ile bâde arasında
Sen de biliyorsun ki
Yorgun kuşlar var aramızda
Onlar ki, yazamaz bu güzel yazıyı
Ne zaman doğduğun önemli değil
Yaşamışsın altın varaklarla kaplı
O yıldızlar altında göğün sen de
Şiirler yazmışsın oyun içinde oyunlarla
Ama yine de değerli taşlarla safir bir bahçeye dönüşmüş onlar
Dövme demirler arasında kalabalıktın sen
Endişe edecek ne var?
Her yer yeşil renkli flamingolarla dolu...
Bunu kim inkar edebilir
Yalnız gözlerinizden başka?
Çünkü hayat gözden ibaret değildir,
Bakmak gözle olmuyor daima.
Düştüğüm zaman ve dizlerimi kanattığım zaman
Geçmişimin bahar çiçekleri açar,ve bana sarılırdı.
Bu yüzden tuhaf buyruklarımın beni esir aldığını hiç sanmıyorum.
Fakat biliyorum,bu pencereden bakıp gördüğüm renkli çiçekler değil artık;
Sadece yenilgisi çok geride ama ilerisini de tutuşturmuş,
Ben bunu şimdi görüyorum-
BAŞIMDA yalnız karanlığın masalı var.
Gözlerimde de acı çığlıklar.
Yüreğimde milyon kez haykırışlar var
Hepside uykuda.
Bu bir masal, hayat döngüsü.
Üşüyor ellerim bir yaz günü,
Adam var gücüyle bağırıyordu!
Sesinin cılız halinden uzak.
Saklandığını çok sonra idrak ediyordu,kendince yenilmiş
yitik bedeninde.
Adam olanca gücüyle bu kez de susuyordu;
Sesini çok daha evvel kaybettiğini bilmeden!
kahırede buyumek hakkınde sorularım var ıznınızden