Çiçekler solmuş -zamanda yorulmuş
Artık son kış -son kuşları da öldürdü anne
Karadağdan bakınca,yaylaların rengi çalınmış
Ala geyikler kışa doğru giderken
Sevdiğimi de eller almış
Yas tutacak zamanı bana vermişler anne
Elbruz dağının zirvesine bir bilge kartal konar
O vakit düşten uyanır çağın yedi caihanı da
Ne isimler kanar karlı günler gibi
İşte o bekçiler ahlaktan uzak düşmediği gibi
Adaletten de düşmemişlerdi
Bilge kartal sunar bilgisini:
Biliyorum adı uzak bir kent o
Ama olsun ben adını değil...
Kalbine aldığı,kaldığı kalabalığı seviyorum
...
Ben en çok bu günbatımı saatlerinde benim,
Huzurluyum,yalnızım,uzaktayım,
Günahsızım,çocuğum ben.
Evet ben bir bu saatlerde yolum,
Yolunuzum,yolumsunuz.
Bir evim ben,bir anne, bir eş
Biz ölümcül oyunlar oynuyorduk...
Güya hepsi sevgi içindi.
Kimsenin gelip bize ayrıca sevgi tasladığı da yoktu hani...
"İhanetin kanı niçin siyah akardı? " dedi, sanki odanın sessizliğe çığlıkla karşılık veren kısmı.
Öyle bir şey yoktu,güller de bazen siyahtı, ama seviliyordu.
Hem de hekes tarafından.
Benim küçük meleğim...
Ben seninleyim;
Çocukluğun oyuncaksızlığıyla,
Savaşların içindeki kana bulanan kar taneleriyim,
Gözyaşlarının yanı başında oturan bilfiil ihtiyarlık,
Alabildiğine hüzünlü bir şeyim;
Bekle çocuk aşkı
Aşk mı kanar yolda
Yoldaş kardeş sevgi
Benim yaşım insan
Yüzüm sözümdür al
Ay geceye uyandığında
Ben sana uyanırım sarhoşluğumla
"Ayyaş adamın tekisin" diyorlar bana
Güya caddelere düşen yağmurdan farksızmışım
Demek o'kadar sırılsıklammışım sana
Tanısalardı o eski beni
Bazen bazendir benzemez hiçbir şeye,
O öyle dolu ve boş bir bazendir ki;
Sağ elin sol eline kavuşmaz,
Uzanmaz hiçbir şeye.
Bazen bazendir benzemez hiçbir şeye,
O öyle uzak ve yakındır ki;
Başka yerden bakınca sana
Kanatlarına ulaştığımdın,
Gözlerini kalbime çevirince sarıldığım,
Ellerine dokundukça sevdiğim,
Rununu bulduğum sürece de sevgilimdin.
Eğer sarhoşsam ve canım çok sıkılmışsa;
kahırede buyumek hakkınde sorularım var ıznınızden