Gün gelir
esmer bir güvercin konarsa pencerene
ürkütme ne olursun...
Bil ki
üzerine kış çöreklenmiş iklimlerden
Devenin tellalına
vermişken ayak;
ardında ne kol kalır,
ne gönüle giden
esrarı çözülmedik yol...
Meğer doğduğumuzda,
Bileti dönüşsüz kesilmiş bir yolculuğu beklerken,
Peronu adımlamayı öğrenmekteymişiz…
Yolculuk vakti geldiğinde,
Bileti taşımanın,
Gelen bir anlık haber mi olacak ölüm?
Hayattan bir soluğun eksilmesi demek mi ölüm?
Yoksa yaşanan yılların ardından kapıyı örtüvermek demek mi ölüm? ...
Öüm, süregelen hayata konuluveren bir dönüm...
Yokluğunda
ani bir mevsim değişiminin
sersemliği yapışır çehreme....
Yokluğunda
bir seraba mıhlı
Gecelerrr...
Karış karış gezdiğim şiirlerin
şarampollerinden yuvarlandığım gecelerrr...
Gecelerrrr...
Ruhun derinlerine inen merdivenlerde
Bir çocuk olduğumu sanırım zaman zaman
Belki üç, beş, sekiz,belki biraz daha fazlası
Şimdi de yumurta yiyorum ama
Hani nerde babannemin pişirdiği
Yerken, kuzenimle yarıştıklarımın tadı? ...
Karla karışık yağan yağmurda,
Karmakarışık hislerle
Şemsiyesiz yürüdüm bu akşam…
İlk doğum gününde ölen her şey için
en anlamlı hediye olsa gerek
rastgele bir yere konuşlandırılmış
tahtadan bir mezar taşı...
İsim olmasa da olurdu...
...embed src = 'http://www.antoloji.com/siir/media/73/www_antoloji_com_1083173_848.MP3' autostart = true loop = true hidden = true width='1' height='1'
Kimbilir
kaç son lokma
doyuma ulaşıştır;
belki de sadece




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!