Koyu bir karanlıkla kuşatılmış bir gece, ay buluta girdi
İsli bir fener ışığında tepeleme çığlığım ben
Dışarısı şakağında kurşunla boyumca kara teslim...
Çığ gibi uçurumlardan yuvarlanan bu lanet zulmün
Tam orta yerinde kardelenim var...
Bir güz sarısının kızıla karışan koruluğunda
Martı kanatlarının geceye karışan çığlığıyla doluydu
İlk sevdanın baharla soluklandığı şehir...
Yağmur anlamaz mı hiç bulutlarını?
Anladı ve bildi yağmur…
Yüreğim,
Yalnız değilsin.
Her daim
Yanında bir yürek olmasa da
Yüreğin var ya!
Eğer efkarlıysam;
Bir kar resmi çizerim hüznümle
Karın burukluğunu yaşarım tüm bedenimde
Beyazlığını görmeden karın.
Umudum doğar, direnir
...ve ölür içimde…
Yanlışlar da vardı
Doğrular gibi
Gemilerin yelkenleri
Maviydi...
Bir çocuk her sabah
Ortalık ağarmadan
Aşk bizi karşılar bütün zor geçitlerde
Yağmur yağmur
Türkü türkü bakarız
Bu sonbahar da uçarız ürkek kuşlarla
...uzak göçebeliklere…
Hoşgeldin Kızım!
Mavi bir düş gibi süzülüverdi suretin bulutlardan
Gök karaydı, bulutlar yağmur yüklü
Sen çocuk sevinçler taşıyıp küçücük kollarında
Geliverdin baldan tatlı umutlarla
Gece siyah bir fırtınadan giymiş elbisesini
Ellerimin çok üşümesine hiç aldırış etmeden
Koyu kırmızı bir mutlulukla geceye gülümseyen
Hiç kimsenin nerede açtığını bilmediği
kızıl bir gül gibi
Türküler yakıyorum koyu kırmızı bir özlemle
Yağmurlu bir sabah
Güneşe su
Yüreğe ateş düşer
Alakaranlıkta bir kuş öter
Kanadı sevdam...
Kara gözlü kara tenli
İçimdeki insanın tutunduğu bir yer var, belki uzak
Kesik şahdamarını kanadığı yerden tutan, belki kabuk
Kış güneşine kanan çiçekleri ısıtan, belki tuzak
Tutunduğu dallarından düşmedi yine de, bu hayat!
Ağıtlarını ıslak bir mendil gibi saklayan içimdeki insandan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!