Seni hatırlayınca;
Şimdi yazsam boş sayfalara adını gündüz vakti
Gece sarılsam yazdıklarıma sana sarıldığım gibi
Sokulsam koynuna,
Nefesinle nefesim olsan.
Seni hatırlayınca
Kaç kere aynı zamanda düşündük birbirimizi?
Hangi yolları beşer dakika ara ile geçtik habersiz
Aynı otobüs duraklarında mı bekledik kaçan otobüsleri kaç kere
Aynı trafik ışıklarına baktık, bazen acele, bazen dalgın
Birbirimizden öyle habersiz kaç kere geçtik bu İstanbul sokaklarından
...
Sessiz sedasız bir vakittir akşamları. Radyodan duyduğumuz eski bir şarkı-akşam oldu hüzünlendim ben yine-alır götürür bizi bir yerlere. Çocukken babamızı beklediğimiz akşamlar, el sallar bize geçmişten. Kadın ağlar bir akşam vakti kaybetmiştir belki de sevdasını, aşkını…
Akşamları elektrik kesildiğinde gaz lambasının duvara vuran ışığında yaptığımız oyunlar kalmıştır çocukluk akşamlarımızdan. Kim bilir hangi evin ışıkları bir haberle sönmüş, hangi evlerin içinden çıkan haberler gün ışığı olmuştur akşamlara. İçimizdeki yorgunluğu yasladığımız vakittir akşamlar. En güzel elbisesini giyen küçük kızın kalbindeki atıştır. Saklar. Her şeyi saklar içinde. Sessiz çığlıklar gömülüdür kadının kalbinde. Kadın belki de akşam gibidir. Hüzünlü bir vakit doğmayı bekleyen gün gibidir.
Portakal kabuklarını sobada kuruttuğumuz akşamlarımız vardır. Kokusu içimizde kalan, sohbetini kalbimize kazıdığımız akşamlar. Artık büyümüşüzdür. Sessiz bir kış akşamı ağaçlar vururken birbirine, soğuk camdan içeri girmenin savaşını verirken böyle akşamlarda hatırladığımız bu kokulu vakitler ısıtır yüreğimizi işte. Kalbimizi hızlandıran, içimizdeki kanı sımsıcak yapan en güzel akşamlar hepimizin olsun. İyi akşamlar
Kasım2007
Bir olsunda da dönerim yeniden der camdaki adam.
Düşünmezdi belki eskiden bunların olacağını. Üstünde eski mavi hırkası, ağzında bitmek üzere olan sigarası, elinde yarı telleri kopmuş eski udunu çalmaya çalışır adam.
Saçları karışmış bir birine, yüzündeki karışıklık kırışık çizgileri gibi. Elinde düzeltecek hal olmazken, saçlarını düzeltmeye çalışır karışık saçlarını. Eskimiş udundan çıkan cılız nağmeler yoldan geçerken içimi sızlatır. Notaları eksik bu şarkılar, kimin hangi eski aşkın sesidir. Bu evin önünden geçerken bu sesler hep vardır burada. Tanımadığım bu sesler gelmese de bu binanın bir basamağından ses gelir. Dökülmeye başlamış çerçevesinden şarkılar yükselir. Yarısı kurumuş karanfillerin saksılarından piyano sesi geliverir sanki. Terk etmiş evin hanımı. Yıllar önce çekip gitmiş bu mahalleden. Derin bir aşkı burada bırakıp bu yaşlı adamın evinde kaybolup gitmiş bu hayattan bir tek resim alarak yanına. Yıllardır öyle anlattılar. Sonrası da bu camdaki adam olarak kalmış.
/Haziran2006
Bir sevdam ellerimde
Küçük kimsesiz
Yıllardır sana ait aslında
Bende kaldı giderken
O yüzdendir
Sevdan bende mahzun
Bu gün,
Bu isli, sisli dargın İstanbul havasına,
Acımasız, bir şeylere kızmış,
Küskün acı acı esen rüzgara
Soğuktan çatlamış ellerime
Çorabımın havanın hırçınlığından ıslanmış haline
Bir akşam üzeri
Senin kollarında ben
Kalbimde gömülü aşkın sen
Uzansam sahilde dizlerine
Ellerim saçlarımı karıştırıken
Yüzüme dökülse ay
Bir buruk aşk hikayesi beynimde
Son okuduğum satırlar
En son dinlediğim müzik radyoda
Balkondan yarı beline sarkmış çocuk
Sabun köpüklerini üflüyor güne
El sallıyor saçları iki yanından örülü
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!