Belki bir akşam
Beyaz bir yastığa boşaltırım
Ömrümün kızıllığını
Hiçbir gazete örtmez bedenimi
Bütün üçüncü sayfalar az gelir
Sınıfın arka sırasında unutulmuş bir çocukluğun
Kalkan parmağındaydı
Hayat bilgisinin en basit ve en zor sorusu:
Öğretmenim.!
Sizi çok sevebilir miyim?
Hüzün ülkesinin eşit yurttaşlarıyız biz
Bir umuttan boşalan acısını
Diğerine taşıyan...
Ekmek değil
Kırıp bölüştükçe azalsın
Fikrim gezinip dururken
İstanbul'un kalabalık meydanlarında
Birden eski bir şarkı çınladı kulaklarımda
Yüzümde hissettim ıslak rüzgarlarını
Ve duydum özgürce uçuşan martıların çığlıklarını
Kahrettik bütün.........izm’lerini hayatın
Yankısı kaldı gençliğimizin
Yıkıldı üzerine hasretimizi kazıdığımız
Kıpkızıl yazılarıyla beyaz boyalı duvarları kentin
Kahrettik bütün.........izm’lerini hayatın
Bir idam mahkumunun
Son gecesinde
Annesine gizlice okuduğu türkü kadar sevebilmek hayatı
Hem de o en çok kirletilmiş çağında aşkın
Hani o en çok sevipte sevilmeyen çağında
Öyle güzel ki ateş
Yakıp kül etmedikçe bir yerleri,
Öyle temiz ve berrak ki kan
Dolaştıkça sadece damarlarında,
Öyle masum ki karanlık
Sadece aşkı çağırıyorsa gece kapına,
Küçücük bir sarsıntıyla
Yıkıldı bir anda ellerimizin emeği
Kurudu alın teri
Ve biz kendi ördüğümüz duvarların altında kaldık...
Her gün sulanıp ta bir sadece bir gün unutulunca kuruyan gül gibi
Şairin mesaisidir sevmek.
Aşk biterse emekli olur hayattan.
Nasıl zordur savaşmak
Ruhunu hapseden o büyük boşlukla,
Damıtıp yüreğinde tatlandırmak acılarını.
Sakla o kusursuz yüreği
Kırmayan ama kırılan
Vurmayan ama vurulan
Sevilmesede sevdiği için en ufak bir pişmanlık duymayan
Ve ne kadar aydınlık olursa olsun




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle