gecenin saat iki buçuğu sabaha doğru desem daha doğru olacak
oturmuşum birşeyler okuyorum karanlık bulutlu bir hava var dışarıda
cama doğru attım kendimi hayalin bir kaç adım ötede ağlamaklı
kuş sesleri köpek sesleri başka da ne ses ne seda
insan sesi işitmek neredeyse mucize olmuş
sen aklımdasın onlar aklımda ben kendim aklımda yokum
Rüzgar al götür beni çektirme bu feryadı.
Dökülesim var yükeseklerden.
Çağıl çağıl akıp gidesim...
Memleket diye diye....
Güneş diye diye, sevda diye diye, ömrüm diye diye...
Bu ne bahardır böyle; kuşları yok, kokusu yok, yalanı çok, çiçeği yok.
Umutlar sayısız, günler sayılı.
Derman ortada yok dertler saysız.
Yarası sargı tutmaz bir yaralı görüyorum
Kimin yarası daha ağır, daha sağalmaz...
Kimin yarası daha tez alır götürür bilinmez.
biliyorum sen aslında beni hiç sevmiyorsun
sevmeni istediğimden değil
sevgiye muhtaç olduğumdan hiç değil
sadece acaba dediğim oldu
söylendiğim oldu kendi kendime
sitem ettiğim de oldu
Sen beni sevmedin yalanı sevdin.
Yalanı sevenler, yılandan beter.
Giden gitti benden kalanı sevdin.
Şimdi kalanlarda baykuşlar öter.
Gönül bahçesinin, mevsimleri var.
Sevmeyi bilmiyoruz.
Öğrenemedik, öğrenmek istemedik.
Tanımsızlığa mahkum ettik onu.
Kanunsuzluğa mahkum ettik.
İnancımızı kaybettik.
Amacımızı kaybettik.
Sevmeyi bilmiyoruz.
Üretiyoruz, kullanıyoruz ve tüketiyoruz.
Yani terk ediyoruz.
Çekip çekip gidiyoruz.
Savaşmak denilen şeyi bilmiyoruz.
Ne çok şeye bulaştırdık,
Sevgililer gününde sevgi ne kadar önemli, sevenler ne durumda, sev-
ginin geçmişteki hali, aile yapılarının sevgiye etkisi, evliliklerin sevgiye
etkisini uzun uzun yazmak istedim. Belki bir kaç kişi yazıklarımı okur
insan olmanın gereği olan bir şeyler yapmış olurum dedim. Uzun uzun
yazmaya değecek şeyler birinicil sırada önemli şeylerdir. Bunların öne-
mini anlamadan, vurgulamadan modaya uyacak kişiliğim olmadı. Gel
Bana bir eldiven verseydin; ellerim yanmazdı.
Kapıma onca ferya dayanmazdı.
Son geçen tren alıp götürürdü yarasız,beresiz.
Yemyeşil bir tarlaya son kez uzanırdım.
Hoş geldin demeyen çiçeklere inat...
Ötüşmeyen kuşlara inat...
Gözleri renksiz bir bebek geldi dünyaya.
O gördü çirkinliğini,iğrençliğini.
Biz göremedik renkli gözlerimizle,gözlüklerimizle.
Görmek istediğimiz yalanlar vardı karşımızda;
yular taktı başımıza,zehir kattı aşımıza.
İstemeyen ne görsün.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!