Ben senin direnişini sevdim
Binlerce yıldır, bir direniş bir direniş...
Haddini bilisin diye piçler, yılanlar, çıyanlar...
Ne dehalar yetiştirdin saymakla bitmez.
Orta asya merkez oldu; dünya şantiye.
Ne kahbelik vardı ne rantiye.
Ben senin direnişini sevdim.
Su arayışını; yüzlerce yıldır kurumuş derelerde.
Düşmeyen olmak itilip...
Sen düş değilsin.
Gerçeğin bağrında bir hançer...
Bir koca çınar...
Ben senin direnişini sevdim; kelle koltukta.
Gölgemsin güneşte; güneşimsin ufukta.
Rüzgarları utandıran sensin.
Karanlıkları korkutan sensin.
Şüphem yok ne dünden ne bugünden ne yarından.
Nankörün vurduğu hançer öldürmez seni.
Ölmeğe tamam.
Sönmeğe tamam.
Ağlamaya tamam.
Yoksulluk da tamam.
Sen tamam değilsin.
Savaşıyorum.
Al sana aşk.
Al sana tutku.
Al sana merak.
Al sana kalp çarpıntısı.
Ayakların yerden kesilsin istiyordun.
Hayatını yerden kesti.
Aptallık etme dedim.
Anlamdın.
Aslına dön dedim.
Dönmedin.
Aklını başına al dedim.
Almadın.
Al sana bir duygu.
Şak diye vur kalbine.
Körü körüne yaşa.
Aslı bozulmuş, yozlaşmış.
Şekilcilik ve menfaatle uzlaşmış.
Bu ne çeşit duygudur.
Yakmadan değeri anlaşılmıyor.
Yıkmadan anlaşılmıyor...
Vurdukça değerleniyor.
Sömürdükçe güzelleştiği söyleniyor.
Çokta uzunu iyi değilmiş.
Anlatmaya çalıştığım galiba bu değildi.
İnsanlar eğildi, dağlar eğildi; yetmedi.
Gururlarda yerle bir oldu yine yetmedi.
Bir inattır tutturulmuş, yutturulmuş, baş köşeye kurulmuş.
Sonra adını aşk koymuşlar, doğduktan milyon yıl sonra.
Bir kelimeye binlerce anlam yüklenir.
Köreltme beni.
Alma beni.
Satma beni.
Deli etme beni.
Çekiştirip şu bir araya gelmeyen yakamı.
Yalvarıyorum bırak beni bana.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!