ey çocukluğumun şehri
umutlarımın nehri
hayallerimin seyri
sen benim için özlemsin
hasretsin gurbetime
sevdasın can diyen bedenime
sus derken hislerim bana
kaybettim kendimi sükunete daldım
susmak istemedim
ama susturdular
aldılar umutlarımı
çaldılar hayallerimi
devran döndü yine eski çağlara
zalimler düşürdüler mazlumları ağlara
ne kadın ne çocuk ne yaşlı dinlemez
kan döktüler gül kokan bağlara
kimse demesin insanım diye
Ruhuma işlesin Güzelliğin
Her nefesimde adını çektim içime
Ruhumla bir oldu benliğin
Bütünleştim belki de sözcüklerine
Sadece bana mıydı egemenliğin
SEN DOĞRU YOLDASIN
Ne de güzel işlerle uğraşmışım meğer
Bir avuç sevgi serpmeye her şey değer
Geriye dönüp bakarsan, yürürsen eğer
Gülebiliyorsan, sen doğru yoldasın
Sessizliğin İçinde Sen
Sensiz geçen her gece
bir ömrü eksiltir içimden.
Zaman, ağır bir zincir gibi
sürüklenir ayaklarıma.
SOR DA GÖR BAKALIM
Canana can feda diyen asil olan cana sor
Sonbahar da yapraksız, gül gibi açana sor
Kırk yıl hatırlı kahveyi, kulpsuz fincana sor
Sor da gör bakalım ne günahlar varmış
Tutkum
Güneşim olur musun?
Yeniden doğar mısın karanlık düşlerime?
Isıtır mısın soğuğu iliğine hisseden hayallerimi
Umut olur musun yaprak açmaya meraklı dallarıma?
ÜÇ BEŞ SATIR
Sevdiğin çiçeği koklamadan sakın bırakma
El koklar, solar sonra, kalırsın, uzaktan bakma
Aklın oyununa gelipte duygularını yakma
Aşkıyla yakana üç beş satır karalarsın
Yürekten Yüreğe
Bir çocuğun gözyaşında gördüm,
henüz söylenmemiş bir şarkının yarım kalmış notasını.
Toprağa düşen her damla,
tarih kadar eski, umut kadar tazeydi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!