GELMİYOR OĞUL
Boşuna tüketme uhdende anı,
Zamanı geçtiyse gelmiyor oğul!
Başına yük etme bomboş torbanı,
Harmanı geçtiyse dolmuyor oğul!
Gel oğul, sözüm dinle; ulu orta konuşma,
Söz demin alıp dilde dirhem, dirhem çıkmalı…
Gel oğul, ilim deyip; cahil ile buluşma,
Öz demin alıp gülde dirhem, dirhem kokmalı…
Gel oğul, söven olma; er yüzünü er düşün,
GELSİN
Giydik hiçlik urbasını,
Erdemine konan gelsin!
Serdik gönül sofrasını,
Ekmeğine banan gelsin!
Evvel zaman içinde yaşarken piri fani,
Doksana ermiş ama demezsin yaşlı hani!
Bu halini göreni bir meraktır sararmış,
Gençliğinin sırrını nedir diye sorarmış!
İhtiyar delikanlı gülermiş her soruya,
Evvel zaman içinde yaşarken piri fani,
Doksana ermiş ama demezsin yaşlı hani!
Böyle genç oluşuna görenler hep şaşarmış,
Ne yapmışta bu kadar uzun ve genç yaşarmış?
Bu halini göreni bir meraktır sararmış,
GERÇEK DOSTLAR
Rabbimizin lütfuyla yazarız birkaç satır,
Ne insan zelil olsun ne de kırılsın hatır!
Marifeti nefsinden bilmemektir aslolan,
Gerçek dostlar dostuna hep Hakk'ı hatırlatır...
Emri İlahi’nin farkına varıp,
Hakk’ın davetini duymamız gerek!
İman libasını bedene sarıp,
İlahi huzura durmamız gerek!
Hakk’ın kölesinin aşı şükürle,
İnsanda varlığı göremiyorsan,
Nefsini büsbütün silmen gerekir…
Varlığın sırrına eremiyorsan,
Sözünü önceden bilmen gerekir…
Topraktan halk oldu kemikle etin,
GEREKİRSE LAL OLSUN
Zehirlerle korkutma ağzındaki dilini,
Gerekirse lal olsun, izin verme yalana!
Tehirlerle burkutma nezdindeki dilini,
Gerekirse lal olsun, izin verme yalana!
Müjde verdi melekler, Âlem-î Cihan için,
Yaratan’ın Habib’i, Resul’ü Zi-şan için!
Nurlandı yerler, gökler; O, dünyaya gelince,
Kul kalbine nur doğdu, rahmete nişan için!
Müjdeyi alır almaz çiçekler ala döndü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!